
Video İçeriği Linkte https://simyaevi.blogspot.com/2025/10/insan-haklari-ihlali-2014-2015-raporu-2.html
Zengin bir tarih ve kültüre sahip olan Türkiye, ne yazık ki son yıllarda yaygın insan hakları ihlalleriyle gölgelendi. Özellikle endişe verici olan, ülkenin çeşitli bölgelerinde bildirilen polis vahşeti ve sivillere yönelik şiddet olaylarıdır. Bu ihlaller, birçok masum insanın onları korumakla görevli olanlar tarafından acı çekmesine ve hem yerel hem de uluslararası alanda öfkeye yol açtı.
Bu tür olaylardan biri, Türkiye’nin güneydoğusundaki Cizre ilçesinde, gençlik aktivisti Leyla’nın barışçıl bir protesto sırasında polis memurları tarafından vahşice saldırıya uğramasıyla meydana geldi. Görgü tanıkları, Leyla’nın yardım çığlıkları atarken polis memurları tarafından tekmelenip yumruklanıp yerde sürüklendiğini gördükleri dehşeti anlatıyor. Çığlıklarına rağmen kimse yardımına gelmedi ve Leyla kanlar içinde ve morluklar içinde yerde kaldı. Bu, ülkeyi kasıp kavuran sayısız polis vahşeti örneğinden sadece biri.
Uzmanlar, bu gibi olayların münferit olmadığını, Türkiye’deki kolluk kuvvetlerinin güç suistimali örüntüsünün bir parçası olduğunu belirtiyor. Bu kurumlardaki hesap verebilirlik ve şeffaflık eksikliği, bu ihlallerin kontrol altına alınmamasına ve sivillerin şiddet ve adaletsizliğe karşı savunmasız kalmasına yol açıyor.
Polis vahşetine ek olarak, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde sivillere yönelik şiddet de endişe kaynağı oldu. Diyarbakır ve Van gibi Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelerde keyfi tutuklamalar, yargısız infazlar ve zorla kaybetmeler artıyor. Aileler, sevdiklerinin hiçbir açıklama yapılmadan veya adalete başvurulmadan kendilerinden koparılmasıyla perişan durumda.
Türkiye’deki insan hakları ihlallerinin ciddiyeti abartılamaz ve bu vahşetlerin ele alınması için acilen harekete geçilmesi gerekiyor. Polis vahşeti ve şiddetinden etkilenenler için farkındalık yaratmak ve adaleti savunmak, sorumluların hesap vermesini sağlamak ve daha fazla zararı önlemek için hayati önem taşıyor.
Bu ihlallerin mağdurlarıyla dayanışma içinde olmamız, seslerini yükseltmemiz ve Türk hükümetinden değişim talep etmemiz önemlidir. Dünya bu adaletsizliklere göz yummamalı, aksine tüm bireylerin korku ve şiddetten uzak bir şekilde yaşayabilmesini sağlamak için birlikte çalışmalıdır. Türkiye’de ve ötesinde insan haklarına saygı duyulan ve korunan bir gelecek görmeyi ancak kolektif eylem ve sarsılmaz kararlılıkla umut edebiliriz..
- 6 Ocak 2015’te, Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde araçların girişini engellemek amacıyla Cudi Mahallesi’nin girişine açılan hendeklerin kapatılmasının ardından polis ekipleri mahalleye operasyon düzenledi. Çevreye ve operasyonu protesto etmek için toplanan gruplara polisin ateş açması sonucu evinin tadilatında çalışan Ümit Kurt (14) adlı çocuk göğsüne isabet eden kurşunla yaşamını yitirdi. Polisin saldırısında 4 kişinin de yaralandığı öğrenildi.
- 14 Ocak 2015’te, Şırnak’ın Cizre ilçesinde, boş arazide oyun oynayan çocuklara polis tarafından ateş açıldı. Hedef gözetilerek açılan ateş sonucu 12 yaşındaki Nihat Kazanhan adlı çocuk, başına aldığı mermi ile ağır yaralandı. Yurttaşlar tarafından Cizre Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Kazanhan, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.
- 19 Ocak 2015’te, Şırnak’ın Silopi İlçesi’nde askerî konvoya çocukların taş attığı iddiasıyla askerlerin çocuklara karşı gaz bombası kullanması sonucu başına kapsül isabet eden Z.T. (14) adlı çocuk ağır yaralandı.
- 26 Ocak 2015’te, Hakkâri’nin Şemdinli İlçesi’nde sınır hattında bulunan Mavan Köyü’nde köylüler arasında çıkan arazi anlaşmazlığı tartışmasına müdahale eden askerlerin açtığı ateş sonucu ağır yaralanan Nejdet Yaman (26) kaldırıldığı Yüksekova Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.
- 6 Şubat 2015’te Berkin Elvan’ın polis tarafından öldürülmesini protesto etmek için Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na gitmek üzere toplanan Halk Cephesi üyelerinin bulunduğu 2 minibüsü durduran polis ekipleri minibüslerin içine biber gazı sıktığı müdahalede darp edilen 53 kişiden birinin durumunun ağırlaşması üzerine hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.
- 15 Şubat 2015’te Diyarbakır’ın Bismil İlçesi’ne bağlı Çeltikli Köyü’nde iki aile arasında çıkan kavga nedeniyle köyle gelen İlçe Jandarma Komutanlığı’na bağlı birlikler olaylara tepki gösteren köylülere gerçek mermili silahlar ve gaz bombalarıyla müdahale etti. Müdahale nedeniyle Abdullah Demirkapı yaşamını yitirdi, 2 kişi de yaralandı. Abdullah Demirkapı’nın ölümüne gaz bombası kapsülü olduğu iddia edilen bir cismin neden olduğu ileri sürüldü. Olaylar sonunda 12 jandarma erinin de yaralandığı açıklandı.

