#Susturulamayanlar, #İnsanHaklarıDosyası, #Türkiye, #Gazetecilik, #PolisŞiddeti, #SivilHaklar, #Demokrasi,

Temmuz 2015: Suruç Katliamı ve İfade Özgürlüğüne Saldırı

Türkiye’nin Şırnak bölgesi son dönemde özellikle polis şiddeti ve bireysel hak ihlalleri başta olmak üzere rahatsız edici insan hakları ihlallerine sahne oluyor. Bu korkunç eylemler, yetkililerin sert taktiklerinin yükünü masum sivillerin çekmesiyle, arkalarında bir yıkım izi bıraktı.

Böyle bir olay, 12 Temmuz gecesi Şırnak merkez meydanında barışçıl bir protestonun şiddete dönüşmesiyle yaşandı. Görgü tanıkları, polisin kalabalığa ayrım gözetmeksizin göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi sıkarak aşırı güç kullandığını bildirdi. Yaralılar arasında, yüzünden ve vücudundan ağır yaralar alan Gülistan adında genç bir kadın da vardı. Yardım çığlıklarına rağmen, kendisine tıbbi yardım sağlanmadığı ve acı içinde kıvranmaya terk edildiği bildirildi.

Bir başka tüyler ürpertici olayda ise, Şırnak’taki bir yerel pazardan evlerine yürürken polis tarafından bir grup genç gözaltına alındı. Anlattıklarına göre, sorguları sırasında acımasızca dövülmüş ve sözlü tacize maruz kalmışlardı. Misilleme korkusuyla kimliği gizli tutulan erkeklerden biri, o kadar şiddetli dövüldüğünü anlattı ki, öleceğini sandı. Merhamet dilemelerine rağmen polis hiçbir pişmanlık göstermedi ve saldırılarına devam etti.

Bu olaylar, Şırnak bölgesini saran yaygın korku ve baskı ortamının sadece bir anlık görüntüsü. Yetkililerin insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne karşı bariz bir şekilde duyarsız kalması, ihlallerin kontrol altına alınmadığı ve faillerin cezasız kaldığı bir cezasızlık kültürü yaratmıştır. Bu, demokratik bir toplumda hoş görülemeyecek kadar büyük bir adaletsizliktir.

Bu ihlallere yanıt olarak, insan hakları örgütleri Şırnak’taki polis vahşetinin bağımsız bir şekilde soruşturulması çağrısında bulundu. Ayrıca, sorumluların hesap vermesini talep ederek, hükümeti uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırdılar. Ancak yetkililer, iddiaları asılsız bularak ve herhangi bir anlamlı adım atmayı reddederek meydan okumaya devam etti.

Bu ihlallerin etkileri, doğrudan mağdurların ötesinde tüm Şırnak halkını da kapsayacak kadar geniş kapsamlıdır. Yetkililere duyulan güvenin aşınması ve bölgeye hakim olan kırılganlık hissi, korku ve şüphenin hüküm sürdüğü zehirli bir ortam yaratmıştır. Kontrol altına alınmadığı takdirde, bu ihlaller toplumun dokusunu zayıflatma ve toplulukları birbirine bağlayan sosyal uyumu parçalama tehdidinde bulunmaktadır.

Bu ağır adaletsizlikler ışığında, Şırnak halkıyla dayanışma içinde olmalı ve polis şiddeti mağdurları için adalet talep etmeliyiz. Bu vahşeti kınamak için sesimizi yükseltmeli ve yetkilileri insan haklarını koruma ve saygı gösterme görevlerini yerine getirmeye çağırmalıyız. Ancak kolektif eylem ve sarsılmaz kararlılıkla anlamlı bir değişim yaratabilir ve benzer adaletsizliklerin gelecekte tekrarlanmasını önleyebiliriz.

Şırnak’ın kaderi bizim elimizde. İnsan hakları ihlallerine karşı sesimizi yükseltmek ve adaletin yerini bulmasını sağlamak bizim ahlaki sorumluluğumuzdur. Mağdurlarla dayanışma içinde olalım ve Şırnak bölgesini saran şiddet ve baskı döngüsünün sona ermesini talep edelim. Seslerimiz fark yaratma gücüne sahip; herkes için daha iyi ve daha adil bir dünya yaratmak için sesimizi kullanalım.

Temmuz Sonunda Tırmanan Şiddet: Yaşam Hakkı İhlalleri

Türkiye’de 2015 yılı Temmuz sonu ve Ağustos başı, özellikle Şırnak’ın Cizre ve Nur mahallelerinde yaşanan ve sivil yaşamı derinden etkileyen olaylarla hafızalara kazındı. Güvenlik güçlerinin hendek kapatma operasyonları ve protestolara yönelik müdahaleleri, hem can kayıplarına hem de temel hak ihlallerine yol açtı.

Gaz Fişeği ve Kurşunla Vurulan Siviller

29 Temmuz’da Şırnak’ın Nur ve Cudi mahallelerinde hendek kapatma eylemlerine karşı çıkan mahalle sakinlerine polisin müdahalesi sırasında, 60 yaşındaki Emin Uysal çenesine isabet eden gaz fişeğiyle yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Aynı gün Cizre’de ise durum daha trajik bir hal aldı. Akrep tipi zırhlı araçlardaki polislerin durdurmaya çalıştığı sivil araçtan inerek kaçmaya çalışan dört kişiye yaylım ateşi açıldı. Bu olayda 17 yaşındaki Hasan Nerse, ağır yaralı halde yerde yatarken polislerin başında beklemesi ve ambulans çağrılmaması sonucu yaşamını yitirdi. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, polisler yaralı genci kelepçeleyerek başında beklemiş, yurttaşların tepkisine silah doğrultarak karşılık vermişti.

Tedavi Altındayken Gözaltına Alınan Çocuk

Sivil can kayıplarının yanı sıra, hukuki süreçlerdeki keyfilikler de dikkat çekiyordu. 26 Temmuz gecesi Cizre’de evinin balkonunda otururken polis kurşunuyla ağır yaralanan 17 yaşındaki M.E.O., Elazığ’da tedavi altına alınmıştı. Ancak, 1 Ağustos’ta polisler, tedavi altındaki çocuğu “odasını değiştireceğiz” bahanesiyle hastaneden alarak Cizre Emniyet Müdürlüğü’ne götürdü. Üç gün gözaltında tutulan M.E.O., “örgüt üyesi olma” iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bu olay, yaralı bir çocuğun dahi hukuki haklarının göz ardı edildiğini gözler önüne serdi.

Terör ve Baskı Gölgesinde Bir Ay: Temmuz 2015

29 Temmuz 2015’te, Şırnak’ın Nur ve Cudi mahallelerinde açılan hendeklerin kapatılmasına karşı çıkan mahallelilere polisin saldırısı sırasında Emin Uysal (60) isimli yurttaş, çenesine isabet eden gaz fişeğiyle yaralanarak hastaneye kaldırıldı.

29 Temmuz 2015’te, Şırnak’ın Cizre ilçesinde dün gece saatlerinde Kobanê Caddesi üzerinde seyir halinde bulunan sivil bir araç, Akrep tipi zırhlı araçların içerisinde bulunan polislerce önü kesilerek durdurulmak istendi. Önü kesilmesiyle duran araçtan inen 4 kişi, Cudi Mahallesi’ne doğru kaçmaya çalışırken zırhlı araçlarda bulunan polislerce yaylım ateşine tutuldu. Açılan ateşte kaçmaya çalışanlardan ikisi yaralandı. Yaralananlardan biri olduğu yere yığılırken, yaralanan diğer kişi ise iki arkadaşıyla birlikte olay yerinden uzaklaşmayı başarıp, izlerini kaybettirdi. Görgü tanıklarının anlatımlarına göre, yaralı halde yerde uzanan gencin yanına gelen polisler, gencin el ve ayaklarını tersten bağladı ve yaklaşık yarım saat boyunca başında bekledi. Yaralı genç için ambulans çağrılmamasına tepki gösteren yurttaşlar ise, polislerle tartıştı. Yaşanan tartışma sırasında yurttaşlara silah doğrultan polisler herkesi bölgeden uzaklaştırdı. Yarım saat sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırılan ve isminin Hasan Nerse olduğu öğrenilen 17 yaşındaki genç, hastanede kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.

1 Ağustos 2015’te,  Şırnak’ın Cizre ilçesinde 26 Temmuz gecesi evinin balkonundayken polislerin açtığı ateş sonucu ağır yaralanan 17 yaşındaki M.E.O. adlı çocuk, Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tedavi altına alınmıştı. Polisler tedavi altında olan M.E.O.’nın ailesine, “Odasını değiştireceğiz” dedikten sonra gözaltına alarak Cizre Emniyet Müdürlüğüne getirmişti. 3 gün gözaltına kalan M.E.O., çıkarıldığı Cizre Sulh Ceza Mahkemesi tarafından “Örgüt üyesi olma” iddiasıyla tutuklanarak Şırnak T Tipi Cezaevi’ne gönderildi. …bu son kendime kayıt ettiklerimle sınırlıyorum

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir