Yüzyıllık Bir Ağıtın Kalp Sızlatan Hikayesi: ‘İki Keklik’ Türküsünün Sarıkamış’taki Dramatik Sonu
SON DAKİKA 29.12.2022
Balıkesir’in zeytin bahçelerinden Sarıkamış’ın dondurucu karına uzanan ‘İki Keklik’ türküsü, sadece bir melodi değil, bir annenin şehit oğlu için yaktığı ölümsüz bir feryattır.
Anadolu’nun en içli ve en çok dinlenen eserlerinden biri olan ‘İki Keklik’ türküsü, ardında bir savaşın ve dinmeyen bir evlat acısının dramatik izlerini taşıyor. Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Güre Köyü’nde başlayan bu gerçek hayat hikayesi, köyün tanınmış simalarından Kahveci Mehmet Şevket Efendi ve zarif eşi Şöhret Hanım’ın oğlu Zekeriya’nın vatan borcu için yola çıkmasıyla şekillenir.
Varlıklı bir aileden gelen Şöhret Hanım’ın, zeytin bahçelerine dahi ‘cam topuklu’ ayakkabılarıyla gidecek kadar özenli ve bakımlı olduğu anlatılırken, bu mutluluk tablosu Zekeriya’nın Sarıkamış’a, Enver Paşa komutasındaki birliğine gitmesiyle hüzne dönüşür. 1914 yılının dondurucu kışında, binlerce Mehmetçik gibi karla ve fırtınayla mücadele eden Zekeriya, askerlerin geçişi için yol açma görevi sırasında karla kaplı bir kuyuyu fark edemeyerek içine düşer ve şehit olur.
Acı haber Güre’ye ulaştığında, oğlunun yolunu gözleyen Şöhret Hanım’ın feryadı ovadaki kekliklerin ötüşüne karışır. 1950 yılında usta derlemeci Muzaffer Sarısözen tarafından Mustafa Sarı’dan alınarak TRT repertuvarına kazandırılan bu eser, o günden beri bir annenin dinmeyen sızısını nesilden nesile aktarmaya devam ediyor.
((( Şöhret Hanım’ın yerel anlatılardaki karakteristik özellikleri (cam topuklu ayakkabı vb.) metne derinlik katmak için korundu.”)))

