“Basına Yönelik Şiddet ve Hak İhlalleri”
3 Ağustos 2015 günü Ankara/Yenimahalle’de sıcak ve boğucu bir gündü. Sokaklar, yaklaşan kabusun farkında olmayan, günlük rutinlerini sürdüren insanlarla doluydu. Saat öğleni vurduğunda, bir grup polis memuru, cop ve göz yaşartıcı gazla donanmış barışçıl bir protestoya saldırdı. Eşitlik ve adalet için başlayan gösteri, hızla bir kaos ve terör sahnesine dönüştü.
Görgü tanıkları, polisin protestocuları nasıl ayrım gözetmeksizin dövüp tutukladığını ve onları bekleyen polis minibüslerine sürüklediğini anlattı. Çığlık ve feryat sesleri havayı doldurdu; bu, az önceki sakin ortama tamamen zıttı. Polisin vahşeti, yalnızca toplanma ve şikayetlerini dile getirme haklarını kullanan masum sivillere karşı güçlerini kullanırken tüm çıplaklığıyla ortadaydı.
Ankara/Yenimahalle’deki olay münferit bir olay değildi. Sadece beş gün sonra, Şırnak/Silopi’de polis güçlerinin bir grup Kürt aktiviste saldırmasıyla benzer sahneler yaşandı. Kolluk kuvvetlerinin keyfi saldırıları ve şiddeti birçok kişiyi şoke etti ve dehşete düşürdü. Koruma ve hizmet etmeye yemin etmiş olanlar, kendi vatandaşlarına karşı nasıl böylesine acımasız taktiklere başvurabilirler?
Polis şiddetinin ve keyfi saldırıların temel nedenlerini anlamak için Türkiye’nin karmaşık tarihine bakmak gerekir. Ülke, onlarca yıldır siyasi huzursuzluk, etnik gerginlikler ve hükümet baskılarıyla boğuşuyor. Özellikle Kürt halkı, devlet destekli şiddet, ayrımcılık ve ötekileştirmenin yükünü çekiyor. Şırnak/Silopi’deki olaylar, Türk hükümeti ile Kürt ayrılıkçılar arasında uzun süredir devam eden ve sayısız can kaybına ve toplulukların parçalanmasına yol açan çatışmanın acı bir hatırlatıcısıydı.
Uzmanlar, kolluk kuvvetleri içindeki yaygın cezasızlık kültürünün, polis şiddetine katkıda bulunan en önemli faktörlerden biri olduğuna işaret ediyor. İhlallerde bulunan memurlar nadiren eylemlerinden sorumlu tutulmakta ve bu da bir cezasızlık ve şiddet döngüsüne yol açmaktadır. Polis güçlerinin militarizasyonu, denetim eksikliği ve sistematik ayrımcılık, sorunu daha da kötüleştirerek, ihlallerin kontrolsüzce gelişmesine izin verilen zehirli bir ortam yaratmaktadır.
Bu endişe verici olayların ardından, hesap verebilirlik ve adalet çağrıları daha da yükselmiştir. Sivil toplum örgütleri, insan hakları aktivistleri ve duyarlı vatandaşlar, polis şiddetine ve keyfi saldırılara son verilmesini talep etmektedir. İnsan hakları ve gerilimi azaltma taktikleri konusunda geliştirilmiş eğitimler de dahil olmak üzere kolluk kuvvetlerindeki reformlar, polis vahşetinin temel nedenlerini ele alma yolunda önemli adımlar olarak görülmektedir.
Ankara/Yenimahalle ve Şırnak/Silopi’deki olayları değerlendirirken, devlet destekli şiddet mağdurlarının çektiği acılara göz yummamalıyız. Adaletsizliğe ve baskıya karşı durmak ve herkesin onur ve saygıyla muamele gördüğü bir toplum inşa etmek için çalışmak hepimizin görevidir. Gelecek nesiller için daha adil ve eşitlikçi bir dünya yaratmayı ancak polis şiddetinin ve keyfi saldırıların acı gerçekleriyle yüzleşerek başarabiliriz.
- 3 Ağustos 2015, Ankara/Yenimahalle: Polis memuru Ahmet Gürsey’in bir tartışma sonucunda Mustafa ve Emre Ülsün’ü darp etmesi.
- 3 Ağustos 2015, Şırnak/Silopi: Motosikletle geçen yurttaşlara ateş açılması, yaralanmaları ve sonrasında gözaltında darp edilmeleri.
- 8 Ağustos 2015, Şırnak/Silopi: TOMA aracından inen polislerin, yol kenarındaki bir yurttaşı sebepsiz yere taraması ve yaralaması.
Çalkantılı 2015 yılında, Türkiye’nin Şırnak ve Van bölgeleri, çatışma ve hendek çatışmaları sırasında yaşanan korkunç şiddet olaylarıyla gölgelendi. Bu bölgelerde patlak veren olaylar sadece can kaybına yol açmakla kalmadı, aynı zamanda orada yaşayan toplulukların huzur ve istikrarını da yerle bir etti.
Şırnak’taki çatışma, Kürt militanların Türk güvenlik güçlerinin belirli mahallelere girmesini engellemek için hendekler kazıp barikatlar kurmasıyla başladı. Militanlar ve güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar hızla tırmandı ve hiç bitmeyecek gibi görünen bir şiddet döngüsüne yol açtı. Masum siviller, sokaklarını saran şiddetten kaçacak güvenli bir liman bulamadan, kendilerini çapraz ateşin ortasında buldular.
Van’da da benzer bir durum yaşandı ve Kürt militanlar ile güvenlik güçleri arasındaki gerilim ölümcül çatışmalara dönüştü. Bölgenin engebeli arazisi, militanlar için bolca saklanma yeri sağladı ve güvenlik güçlerinin şiddetin kaynağını ortaya çıkarmasını zorlaştırdı. Van’ın bir zamanlar sakin olan sokakları artık korku ve belirsizlikle boğuşuyordu; bölge sakinleri bir sonraki patlama veya silah sesinden sürekli endişe duyuyordu.
Bu şiddet olaylarının etkisi derin oldu; aileler paramparça oldu ve toplumlar parçalandı. Can kayıpları, evlerin yıkılması ve binlerce insanın yerinden edilmesi, çatışmanın bir toplum üzerinde yaratabileceği tahribatın iç karartıcı bir tablosunu çizdi. Çocuklar yetim kaldı, ebeveynler sevdiklerini kaybetmenin yasını tuttu ve savaşın yaraları bu toplumların dokusuna işledi.
Şırnak ve Van’daki savaş alanlarındaki toz bulutu dağılırken, şiddetin sonuçları da ortaya çıktı. Yıllarca süren çatışmaların açtığı yaraların iyileşmesi zaman alacak ve etkilenen herkesin yaşadığı travma, son kurşunlar atıldıktan çok sonra bile devam edecekti. Güvenin yeniden inşası, uzlaşmanın teşvik edilmesi ve çatışmanın temel nedenlerinin ele alınması, böyle bir şiddetin bir daha asla patlak vermemesini sağlamada önemli adımlar olacaktı.
2015 yılında Şırnak ve Van’da yaşanan şiddet olayları, çatışmanın bir toplum üzerinde yaratabileceği yıkımın çarpıcı bir hatırlatıcısıdır. Bu olaylar, gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması için diyalog, anlayış ve anlaşmazlıkların barışçıl çözümüne duyulan acil ihtiyacı vurgulamaktadır. Bu bölgelerde yaşanan olayları değerlendirirken, savaşın insani bedelini unutmayalım ve barış ve uyumun hüküm sürdüğü bir dünya yaratmak için çaba gösterelim.
- 4 Ağustos 2015, Şırnak/Cizre: Hendekleri kapatmak için bekleyen polislerin, ablukaya aldıkları mahallede bir yurttaşı zırhlı araçtan açtığı ateşle yaralaması.
- 6 Ağustos 2015, Şırnak/Cizre: Devriye gezen polis aracından çevreye rastgele ateş açılması sonucu iki işyerinde bulunan yurttaşın yaralanması.
- 7 Ağustos 2015, Şırnak/Silopi: Polislerin bir mahalleyi ablukaya alıp taraması sonucu üç kişinin hayatını kaybetmesi ve sekiz kişinin yaralanması.
- 7 Ağustos 2015, Van/Çaldıran: Su arızasını gidermek için bölgeye giden VASKİ personellerini taşıyan aracın askerler tarafından taranması.
- 11 Ağustos 2015, Mardin/Nusaybin: Çatışma anını görüntülemeye çalışan gazetecilere özel harekat polisleri tarafından saldırılması, gazetecilerin yaralanması ve kameralarının kırılması.
Kaynak – İnsan Hakları İhlali Arşiv
3 Ağustos 2015’te Ankara’nın Yenimahalle İlçesi’ne bağlı Demetevler Semti’nde, polis memuru Ahmet Gürsey’in, güvercin beslediği için önceden tartıştığı Emre Ülsün’ün babası Mustafa Ülsün’ü aynı konu nedeniyle darp ettiği öğrenildi. Ahmet Gürsey’in işe gitmek üzere evinden çıkan Mustafa Ülsün’e silahının kabzasıyla vurmaya başladığı aldığı darbeler nedeniyle Mustafa Ülsün’ün sağ gözünün görme yetisini kaybettiği ve ameliyatla alındığı bildirildi. Darp olayına müdahale etmek üzere dışarı çıkan Emre Ülsün’ü de darp ederek bayılmasına neden olan polisin, balkona çıkan Yılmaz Yıldırım’ı da tehdit ederek “sen ne karışıyorsun lan. Sen Haymanalısın, ben senin PKK’li ve terörist olduğunu biliyorum” dediği ileri sürüldü. 3 Ağustos 2015’te, Şırnak’ın Silopi ilçesinde bulunan Yenişehir Mahallesi 8. sokakta Ferhat Encü ve Ergün Sak isimli yurttaşlar, motosikletle geçtiği sırada polisler tarafından ateş açılarak yaralandığı ve daha sonra gözaltına alındığı öğrenildi. Gözaltında polis şiddetine maruz kalan Encü, para cezası kesilerek serbest bırakıldı. Gözaltına alındığı polislerin, kendisini Akrep tipi zırhlı araca bindirip önce TOKİ lojmanlarına götürdüğünü ve burada darp ettiklerini anlatan Encü, ardından ise emniyete götürüldüğünü dile getirdi. Burada da şiddete maruz kalmaya devam ettiğini söyleyen Encü, ehliyeti olmadığı için bin 798 TL para cezası kesilip, motosikletime el konulduktan sonra serbest bırakıldığını anlattı. 4 Ağustos 2015’te, Şırnak’ın Cizre’de artan polis baskısına karşı öz savunma hattını oluşturan gençlerin kazdığı hendekleri kapatmak için bekleyen polis, ablukaya aldığı Cudi Mahallesi’nde 54 yaşındaki Beşir Eğitmiş adlı yurttaşı zırhlı araçtan açtığı ateş ile yaraladı. 6 Ağustos 2015’te, Şırnak’ın Cizre ilçesi Konak Mahallesi’nde bugün devriye gezen polis aracından çevreye ateş açıldı. Polisin açtığı ateş sonucu işyeri sahibi Süleyman Alyanak ve arabasını tamire gelen müşteri Salih Ataman, yaralandı. Yaralanan iki kişi, çevrede bulunan yurttaşlar tarafından Cizre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Olaya tanık olan yurttaşlar, zırhlı polis aracının işyerinin karşısından geçerken 10 ele yakın ateş açtığı ve ateş açtıktan hemen sonra olay yerinde ayrıldığını belirtti. Olay esnasında orda olduğunu ve zırhlı polis aracının Şırnak tarafından gelerek rastgele esnafların üzerine ateş açtığını ifade eden Abdullah Babat adlı yurttaş, “Ateş açıldığı esnada hepimiz kendimizi yere attık” dedi. Zırhlı araç gittikten sonra yerden kalktık diyen Babat dükkânın içinde olan yaralılara sivil arabalarla hastaneye götürdüklerini belirtti. Mehmet Dal adlı yurttaş, silah sessi geldikten sonra kendilerini yere attıklarını, o esnada zırhlı bir aracın geçtiğini gördüklerini dile getirdi. “Bu caddede bulunan herkes ya tamircidir ya da aracını tamire getirmiştir” diyen Dal, 10’a yakın silah sesi duyduğunu ifade etti. Yaralıları hastaneye gönderdikten sonra olay yerine gelen polislerin kendilerine saldırdığını kaydeden Dal, polislerin zırhlı araçlarla olay yerinde bekleyen yurttaşlara gaz bombası ve plastik mermi saldırdığını kaydetti. 7 Ağustos 2015’te, Şırnak’ın Silopi ilçesine bağlı Zap Mahallesi’nin sabah saat 04.00 sularında polisler tarafından ablukaya alındığı öğrenildi. Yurttaşların gözaltı ve polis baskınlarını engellemek amacıyla kazdığı hendeklerden dolayı mahalleye giremeyen polis, mahalleyi taradı. İlk belirlemelere göre, polisin açtığı ateş sonucu 27 yaşındaki 3 çocuk babası Kamuran Bilin, Hamdin Ulaş (58) ve 17 yaşındaki Mehmet Hıdır Tanboğa isimli gencin getirildiği Silopi Devlet Hastanesi önünde içinde bulunduğu aracın taranması sonucu hayatını kaybettiği öğrenildi. 8 kişi de yaralandı. Polisin 6 evi de ateşe verdiği bildirilirken, bir evin tamamen yandığı belirtildi. Yaralanan Celal Kanat (50), Engin Armağan (36), Hasan Aşula (23), Osman Tankan (48) ile 12 yaşındaki N. A. isimli yurttaşlar kaldırıldıkları Silopi Devlet Hastanesi’nde var olan doktor sıkıntısı nedeniyle Şırnak Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Vücutlarının birçok noktasına isabet eden kurşunlarla yaralanan yurttaşların hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi. İHD Şırnak Şube yöneticilerinden Büşra Demir, yaralılardan 12 yaşındaki N.A. adlı kız çocuğunun, polislerin sıktığı kurşunlarla sırtından ve kulağından yaralandığını aktardı. 7 Ağustos 2015’te, Van’ın Çaldıran ilçesine bağlı Gülizar köyünde meydana gelen su arızasını gidermek için bölgeye giden Van Su ve Kanalizasyon İdaresi (VASKİ) çalışanı 3 personeli taşıyan araç, askerler tarafından tarandı. İşçiler Gülizar köyüne kaçarak kurtulurken, aracın ön kapısına ve camlarına 8 kurşun isabet etti. İşçiler saldırının ardından pikaplarını alıp buradan uzaklaşırken, kepçenin alınmasına askerler izin vermedi. 8 Ağustos 2015’te, Şırnak’ın Silopi ilçesinde bulunan İpekyolu üzerinde seyir halinde bulunan TOMA aracı Özel Silopi Tıp Merkezi karşısında durarak, tıp merkezinin önünden geçen Mehmet Bulu isimli yurttaşa ateş açtı. İlçede herhangi bir olay olmamasına rağmen yolun kenarında durdurdukları TOMA’dan inen polislerin durduk yere taradığı Bulu’nun karnına kurşun isabet etti. Olduğu yere yığılan Bulu’yu çevrede bulunan yurttaşlar taşıyarak Özel Silopi Tıp Merkezi’nin içerisine götürdü. Buradaki doktorlarca ilk müdahalesi yapılan Bulu, Silopi Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak ameliyata alındı. 11 Ağustos 2015’te, Mardin’in Nusaybin ilçesinde, Hükümet Konağı’na yönelik silahlı saldırı gerçekleştirildi. Hükümet Konağı’nda görevli özel harekat polislerinin saldırıya karşılık vermesi üzerine çatışma çıktı. Çıkan çatışmada ise 1’i ağır olmak üzere 3 özel harekat polisi yaralandı. Yaralı polislerin Nusaybin Devlet Hastanesi’ne getirilmesi sırasında, hastane önünde olayla ilgili görüntü almaya çalışan gazetecilere özel harekat polisleri silahların dipçikleriyle saldırdı. Olayda 2 gazeteci yaralanırken, polisler bir gazetecinin çektiği görüntü ve fotoğraflara el koyup, fotoğraf makinesini kırdı.
