Batman, 17 Ekim 2025 – Batman’ın Kardelen Mahallesi’nde bulunan bir apartman dairesinde çıkan yangın, yürekleri dağladı. Dün akşam saatlerinde meydana gelen feci olayda, yatağa bağımlı 77 yaşındaki Abdulmenaf Görnü hayatını kaybederken, dumandan etkilenen 14 kişi de hastaneye kaldırıldı. Yangının çıkış nedenine ilişkin soruşturma başlatıldı.
Yangın Panik Yarattı Olay, Merkez Kardelen Mahallesi’ndeki TOKİ konutları C-28 Blok’ta bulunan 10 katlı bir apartmanın ikinci katındaki dairede yaşandı. Akşam saatlerinde henüz belirlenemeyen bir nedenle başlayan yangın, kısa sürede daireyi sardı. Yoğun dumanların apartmanı kaplamasıyla birlikte bina sakinleri arasında büyük panik yaşandı. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi.
Alevler Kontrol Altına Alındı, Can Kaybı Yaşandı İhbar üzerine hızla olay yerine ulaşan ekipler, yangına kısa sürede müdahale etti. Yoğun çabalar sonucunda alevler kontrol altına alınarak söndürüldü. Ancak, yangın çıkan dairede yaşayan ve yatağa bağımlı olduğu belirtilen 77 yaşındaki Abdulmenaf Görnü’nün hayatını kaybettiği belirlendi. Görnü’nün cansız bedeni, otopsi yapılmak üzere Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.
14 Kişi Dumandan Etkilendi Yangın sırasında apartmanda bulunan ve yoğun dumana maruz kalan 14 kişi de dumandan etkilendi. Sağlık ekipleri, olay yerinde ilk müdahaleleri yaparken, dumandan etkilenen bazı kişiler ambulanslarla kentteki çeşitli hastanelere sevk edildi. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu ve çoğunun ayakta tedavi edildiği öğrenildi.
Soruşturma Devam Ediyor Yangının ardından dairenin tamamen kullanılamaz hale geldiği tespit edildi. Batman İl Emniyet Müdürü İbrahim Kaba ile İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ekrem Doğan da olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. İlk belirlemelere göre, yangının çocuk odasında kısa devre yapan bir lambadan çıkan kıvılcımların yorganları tutuşturmasıyla başladığı belirtildi. Ancak, yangının kesin çıkış nedeninin belirlenmesi için detaylı bir soruşturma başlatıldığı ve incelemelerin sürdüğü bildirildi.
Türkiye’nin güneydoğusunda yaşanan köy tahliyelerinin ardında, yerinden edilmiş insanların sessiz çığlığı yatıyor.
Doğu Türkiye’nin ücra dağlarında, 2015’ten beri haritadan silinen bir zamanlar müreffeh köylerin üzerinde ürkütücü bir sessizlik hakim. Engebeli arazide yolculuğumuz sırasında, parçalanmış ailelerin, terk edilmiş evlerin ve zamana yenik düşmüş anıların yürek burkan gerçekliğini keşfediyoruz.
🚫 Terk Edilen Köyler: Gerçekler, Yasaklar ve Sessiz Tanıklar
Bu köylerden biri de, genç bir çoban olan Alihan’ın bir zamanlar koyunlarıyla yemyeşil tepelerde dolaştığı Kocaköy. Şimdi geriye sadece yıkık taş duvarlar ve bir zamanlar havayı dolduran kahkahalar kaldı. Alihan, buldozerlerin gelip ailesinin evini habersizce yıktığı günü anlatırken, yıllarının ötesinde bir hüznü yansıtıyor.
Hikâyenin derinliklerine indikçe, Kırklar köyünden ayrılmayı reddeden yaşlı bir kadın olan Selma ile tanışıyoruz. Hükümetin onu başka bir yere yerleştirme çabalarına rağmen Selma, dağların gölgesinde geçirdiği gençliğinin anılarına tutunmaya kararlı. Bir zamanlar birbirine sıkı sıkıya bağlı bu topluluğu tanımlayan düğün, doğum ve cenazelerin hikâyelerini paylaşırken, gözleri dökülmemiş gözyaşlarıyla parlıyor.
Kameramızın merceğinden, bir zamanlar canlı köylerin bulunduğu, şimdi moloz ve toza dönüşmüş ıssız manzaraları yakalıyoruz. Yıkılan her taş, insan ruhunun direncinin bir kanıtı, dünyanın bu unutulmuş köşelerinde bir zamanlar yeşeren hayatları hatırlamak için sessiz bir yakarış.
Ancak yürek burkan bunca acı ve yıkımın ortasında, bir umut ışığı da var. Köylülerin kültürlerini ve miraslarını korumak için bir araya gelmelerine tanık olurken, zorluklar karşısında topluluğun gücünü hatırlıyoruz. Kolektif güçleri sayesinde, bu yerinden edilmiş bireyler ortak tarihlerinde teselli buluyor ve trajedinin ardından yeni bir yol açıyorlar.
Güneş dağların üzerinden batarken, bir zamanlar gelişen bir köyün kalıntılarına altın rengi bir ışıltı saçarken, insan ruhunun direncine karşı bir hayranlık ve saygı duygusuyla ayrılıyoruz. Bu unutulmuş köylerin hikâyeleri, varoluşumuzun kırılganlığını ve hafızanın kalıcı gücünü acı bir şekilde hatırlatarak, sonsuza dek kalbimizde yaşayacak. Mücadelelerine tanıklık ederken, miraslarına saygı göstermek ve köyleri zamanın gölgesinde kaybolsa bile seslerinin asla susmamasını sağlamak zorundayız.
****🌫️ Zorunlu Göçün İzleri: Kaybolan Hayatlar, Sessiz Dağlar
2015 yılında, Türkiye’nin güneydoğu bölgesi, özellikle Şırnak ve Hakkâri illeri ile Diyarbakır’ın Silvan çevresinde bir dizi toplu köy tahliyesi yaşandı. Bir zamanlar derin tarihi köklere sahip, canlı yerleşim yerleri olan bu köyler, boş sokaklarda yalnızca geçmişin yankılarının kaldığı ıssız ve ürkütücü bir hale geldi.
En dikkat çekici vakalardan biri, Türk hükümetinin PKK’ya (Kürdistan İşçi Partisi) yönelik askeri operasyonları nedeniyle Başağaç, Güneyce, Kayaboyun, Koçbeyi ve Güneyçam gibi köylerin zorla boşaltıldığı Şırnak’ta yaşandı. Tartışmalı bir “yakıp yıkma” politikası kapsamında, köylülere evlerini terk etmeleri emredildi ve ardından PKK militanlarının bölgeye sığınmasını önlemek için evler yıkıldı.
Hakkari’de Ağaçdibi, Akkuş, Bayköy, Boybeyi, Demirtaş ve Doğanyurt gibi köylerde de benzer sahneler yaşandı. Çoğunluğu Kürt çiftçiler ve çobanlardan oluşan bölge sakinleri, Türk yetkililer ile PKK arasındaki çatışmanın çapraz ateşine yakalandı. Birçok aile, evlerini, çiftliklerini ve hayvanlarını geride bırakarak şiddetten kaçtı ve ne zaman veya geri dönüp dönmeyeceklerinden emin olamadılar.
🕊️ Köyler Susturuldu… Ama Hikâyeleri Hâlâ Anlatılıyor
Bu köylerin boşaltılması, atalarının topraklarını terk etmek ve bilmedikleri yerlerde yeni bir başlangıç yapmak zorunda kalan bölge sakinleri üzerinde derin bir etki yarattı. Evlerini ve geçim kaynaklarını kaybetmeleri, kendilerini yerinden edilmiş ve mülksüzleştirilmiş hissetmelerine, ihanete uğramış ve adaletsizliğe uğramış hissetmelerine neden oldu.
Bu olayları çevreleyen tarihsel ve politik bağlamı anlamak için yerel halk, uzmanlar ve yetkililerle görüştük. Zorunlu göç konusunda uzmanlaşmış bir kültür antropoloğu olan Dr. Ayşe Gül Altınay’a göre, zorunlu tahliyeler Türk hükümetinin PKK isyanını bastırmak için kullandığı bir taktikti, ancak aynı zamanda sıradan insanların yaşamları üzerinde uzun süreli etkileri de oldu.
İsminin açıklanmasını istemeyen Silvanlı bir köylü, köyünden tahliye edilme deneyimini şöyle anlattı: “Evimizden, toprağımızdan, anılarımızdan koparıldık. Bu, beni bugün bile hala rahatsız eden yürek parçalayıcı bir deneyimdi.”
Terk edilmiş köylerde dolaşırken, bir zamanlar gelişen bir topluluğun kalıntılarını gördük: yıkık duvarları olan terk edilmiş evler, toprağı geri kazanan yabani otlarla kaplı tarlalar ve rüzgarda enkaz gibi dağılmış anılar. Sessiz sokaklar ve boş binalar, çatışma ve yerinden edilmenin insani bedelinin çarpıcı bir hatırlatıcısıydı.
Bu belgesel tarzı blog yazısıyla, 2015 yılında Türkiye’nin unutulmuş köylerine ışık tutmayı, evlerini terk etmek zorunda kalan insanların hikayelerini onurlandırmayı ve bu trajik olaylardan etkilenenlerin yaşadığı devam eden mücadelelere dikkat çekmeyi amaçlıyoruz. Hikayelerini paylaşarak, hayatları kontrolleri dışındaki güçler tarafından geri dönülmez bir şekilde değişenlere karşı empati ve anlayış geliştirebileceğimizi umuyoruz.
Not –
Şırnak, Başağaç, Güneyce, Kayaboyun, Koçbeyi, Güneyçam gibi köylerin adı, boşaltılmış köyler arasında geçiyor.
Hakkari’de boşaltılan köyler arasında Ağaçdibi, Akkuş, Baykoy, Boybeyi, Demirtaş, Doğanyurt gibi isimler bulunuyor.
Diyarbakır, Silvan çevresinde yapılan araştırmalarda da bazı köylerin yerinden edildiği, hatta kayıt dışı bırakıldığı belirtiliyor.
Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Zankirek (Karaçavuş) köyü, askerlerin “köyü boşaltın” telkininde bulunduğu köyler arasında anılıyor.
****🏚️ Unutulmuş Köylerin Ardındaki Gerçek | 2015’ten Bugüne Sessizlik
Son yıllarda Türkiye’de terkedilmiş köylerin sayısıerek artmaktadır. köyler genellikle bölgede yaşanan çatışmalar nedeniyle boşaltılmak zorunda kalmaktadırlar.2015 yılında terkedilmiş köylerin isimlerinin rapor edildiği belgesel ise bu durumu gözler önüne sermektedir.
Şırnak, Hakkari, Diyarbakır gibi bölgelerde bulunan terkedilmiş köyler arasında pek çok köyün adı geçmektedir. Bu köyler arasında Başağaç, Güneyce, Kayaboyun, Koçbeyi, Güneyçam, Ağaçdibi, Akkuş, Baykoy, Boybeyi, Demirtaş, Doğanyurt gibi birçok köy bulunmaktadır. Bu köyler genellikle çatışmaların etkisiyle terkedilmiş ve köylerde yaşayan halk zorla yerlerinden edilmiştir.
Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yapılan araştırmalar ise bazı köylerin kayıt dışı bırakıldığını göstermektedir. Bu köyler genellikle güvenlik gerekçesiyle boşaltılmakta ve halkı yerinden edilmektedir. Bu durum ise belgeselde detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.
Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Zankirek (Karaçavuş) köyü ise askerlerin talimatıyla boşaltılan köyler arasında yer almaktadır. Askerlerin köy halkına “köyü boşaltın” talimatı vermesi, köylülerin zorla göç etmelerine neden olmuştur.
Bu belgesel, terkedilmiş köylerin insan hayatı üzerindeki etkilerini gözler önüne sermektedir. Köylerin terkedilmesi sadece fiziksel bir ayrılık değil, aynı zamanda köy halkının tarihi, kültürel ve sosyal bağlarını da koparmaktadır. Bu belgesel, izleyicilere bu gerçeği göstererek toplumun bilinçlenmesine katkı sağlamaktadır.
2015 yılında terkedilmiş köylerin isimlerinin rapor edildiği bu belgesel, izleyicileri sıkmadan, ilgi çekici bir şekilde konuyu ele almaktadır. Terkedilmiş köylerin dramını ve halkın yaşadığı zorlukları anlatan bu belgesel, toplumda duyarlılık oluşturarak bu konudaki farkındalığın artmasına yardımcı olmaktadır
Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, direksiyon hakimiyetini kaybeden bir otomobil sürücüsü, aracıyla birlikte dere yatağına devrildi. Kırsal Şahinler Mahallesi Hisarköy kara yolunda yaşanan olayda, sürücü Ü.Ü. şans eseri kazayı yara almadan atlattı.
Edinilen bilgilere göre olay, bugün öğleden sonra Kırsal Şahinler Mahallesi Hisarköy yolu üzerinde, özellikle de Hisarköy yolu üzerindeki bir köprü geçişinde meydana geldi. Ü.Ü. idaresindeki 34 EL 2748 plakalı otomobil, seyir halindeyken henüz belirlenemeyen bir nedenle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle kontrolden çıktı. Kontrolden çıkan araç, köprü bariyerlerini aşarak yaklaşık birkaç metre yükseklikten dere yatağına düştü.
Kazayı gören çevredeki vatandaşlar durumu hemen sağlık ve jandarma ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine hızla intikal eden ekipler, ilk incelemelerinde büyük bir tehlike atlatan sürücü Ü.Ü.’nün kendi imkanlarıyla araçtan çıktığını ve kazadan yara almadan kurtulduğunu tespit etti. Araçta herhangi bir sıkışma ya da başka bir yaralının olmadığı da belirlendi.
Olay yerinde sağlık ekipleri tarafından genel sağlık kontrolünden geçirilen Ü.Ü.’nün durumunun iyi olduğu öğrenildi. Kazanın ardından bölgede kısa süreli bir trafik yoğunluğu yaşanırken, devrilen otomobilin dere yatağından çıkarılması için çalışmalara başlandı.
Yetkililer, kazanın kesin nedenini belirlemek üzere detaylı bir inceleme başlattı. Öte yandan, olayı gören bazı mahalle sakinleri, köprü üzerindeki mevcut bariyerlerin yetersiz olduğunu belirterek, benzer kazaların önüne geçilmesi için yolda güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini dile getirdi. Bu çağrı, bölgedeki yol güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
İstanbul, Tuzla – İstanbul’un tersaneler bölgesi Tuzla, bugün öğle saatlerinde acı bir haberle sarsıldı. Bakım ve tadilat çalışmaları süren bir geminin makine dairesinde meydana gelen şiddetli patlamada bir işçi hayatını kaybederken, üç işçi de yaralandı. Olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi.
Edinilen bilgiye göre, patlama Tuzla’da bulunan bir tersanede, tadilatı yapılan geminin makine dairesinde çalışma yapıldığı sırada yaşandı. Patlamanın nedeni henüz kesin olarak belirlenemese de, ilk incelemeler gaz sıkışması ihtimali üzerinde durulduğunu gösteriyor. Patlamanın etkisiyle gemide büyük hasar oluşurken, olay yerinde çalışan işçiler panik yaşadı.
İhbar üzerine hızla bölgeye ulaşan sağlık ekipleri, yaralı işçilere ilk müdahaleyi olay yerinde yaptıktan sonra ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırdı. Yaralıların sağlık durumlarına ilişkin detaylı bilgi henüz verilmezken, tedavilerinin sürdüğü öğrenildi. Maalesef, patlama sonucu bir işçinin tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybettiği bildirildi.
Olayın ardından bölgeye sevk edilen itfaiye ekipleri, olası bir yangına karşı soğutma çalışmalarını sürdürdü. Polis ve olay yeri inceleme ekipleri ise patlamanın kesin nedenini belirlemek üzere geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı, ancak yetkililer olayla ilgili tahkikatın titizlikle yürütüldüğünü belirtti.
Tuzla tersaneler bölgesi, geçmişte de benzer iş kazalarıyla gündeme gelmişti. Bu son facia, tersanelerde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin bir kez daha ne kadar kritik olduğunu acı bir şekilde ortaya koydu. Hayatını kaybeden işçiye Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
18 Kasım 2023 Cumartesi akşamı futbolseverler, UEFA U19 Avrupa Şampiyonası Elemeleri kapsamında İtalya U19 ile İsrail U19 Milli Takımları arasında potansiyel bir karşılaşmanın heyecanını yaşadı. Ancak, haber kaynaklarındaki ilk beklentilerin aksine, iki ülke genç milli takımları doğrudan birbirleriyle mücadele etmedi. Bunun yerine, her iki ekip de kendi gruplarında kritik eleme maçlarına çıkarak Avrupa Şampiyonası finallerine katılma yolunda ter döktü.
İtalya U19’dan Sürpriz Mağlubiyet
Son Avrupa U19 Şampiyonu unvanını taşıyan İtalya U19 Milli Takımı, 18 Kasım 2023’te İsviçre U19 karşısında sahaya çıktı. Beklentilerin aksine, genç Azzurriler bu önemli eleme maçında sahadan 0-1’lik mağlubiyetle ayrıldı. Bu sonuç, İtalya’nın bir sonraki Avrupa Şampiyonası için eleme grubundaki ilerleyişi açısından beklenmedik bir darbe oldu ve grup liderliği mücadelesini daha karmaşık hale getirdi.
İsrail U19’dan Önemli Galibiyet
Diğer yandan, İsrail U19 Milli Takımı da aynı gün Ermenistan U19 ile karşılaştı. Genç İsrail ekibi, bu maçtan 1-0’lık galibiyetle ayrılarak eleme grubundaki iddiasını sürdürdü. Bu galibiyet, İsrail’in bir üst tura çıkma umutlarını taze tutması açısından büyük önem taşıyordu.
Elemelerdeki Genel Durum ve Gelecek Beklentileri
Kasım 2023’teki bu eleme turu, genç yeteneklerin kendilerini göstermesi ve uluslararası arenada tecrübe kazanmaları için önemli bir platform sundu. İtalya U19, son Avrupa şampiyonu olmasına rağmen eleme aşamasında zorlu anlar yaşayabileceğinin sinyallerini verirken, İsrail U19 ise güçlü rakipler karşısında dirençli performanslar sergileyerek gelecek için umut vadediyor.
Her iki takım da 2025 UEFA U19 Avrupa Şampiyonası’na katılma hedefiyle çalışmalarına devam ediyor. İtalya U19’un kadrosunda Francesco Camarda gibi genç yetenekler bulunurken, İsrail U19 da uluslararası düzeyde rekabetçi bir takım olma yolunda ilerliyor. Futbolseverler, bu genç yıldızların gelecekteki performanslarını ve takımlarının Avrupa sahnesindeki maceralarını merakla takip edecek.
Cardiff’te Oynanan Galler-Belçika Maçında Yaşanan Sürpriz Olay, Real Madrid’in Dev Kalecisi Thibaut Courtois’ya Zor Anlar Yaşatırken, Sosyal Medyayı Kahkahalara Boğdu.
Dünya Kupası Avrupa Elemeleri J Grubu’nda Galler ile Belçika arasında oynanan karşılaşma, sadece futbolseverlerin değil, tüm spor kamuoyunun gündemine oturan ilginç bir olaya sahne oldu. Belçika’nın 4-2’lik üstünlüğüyle sona eren mücadelede, Real Madrid’in dünyaca ünlü kalecisi Thibaut Courtois, fileleri korumak yerine sahanın beklenmedik bir misafiriyle “mücadele” etmek zorunda kaldı.
Maçın ikinci yarısı devam ederken, Galler sahasında aniden beliren küçük bir fare, hızla Belçika ceza sahasına doğru koşmaya başladı. Bu beklenmedik “saldırı” karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen dev kaleci Courtois, topu bırakıp minik hayvanı yakalamak için kısa bir kovalamacaya girişti. Ancak tüm çabalarına rağmen, farenin çevikliği Courtois’nun reflekslerini geride bıraktı ve tecrübeli eldiven, farenin peşinden koşsa da başarılı olamadı.
Courtois’nın fareyi yakalamaya çalışırken kameralara yansıyan anları, hem tribünlerde hem de kısa sürede sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Futbolseverler, bu komik anlar için adeta yorum yarışına girdi. Sosyal medya kullanıcıları, “Courtois reflekslerini iyi kullandı ama fare çok hızlıydı” ve “Yılın en beklenmedik pozisyonu” gibi esprili paylaşımlarla durumu tiye aldı. Birçok uluslararası spor sayfası da bu görüntüleri “Maçın en hareketli anı” başlığıyla paylaşarak olayın küresel çapta konuşulmasına neden oldu.
Belçika, Galler karşısında aldığı galibiyetle grubunda önemli bir avantaj elde etse de, gecenin asıl kazananı ve en çok konuşulanı şüphesiz sahaya giren fare oldu. “Courtois topu yakalar ama fareyi değil” yorumları, bu unutulmaz anın mizahi yönünü bir kez daha vurguladı. Bu olay, futbol sahalarının sadece rekabet ve gollerle değil, aynı zamanda böylesine beklenmedik ve eğlenceli anlarla da dolu olabileceğini bir kez daha gösterdi.
Meksika’da son yılların en büyük sel felaketlerinden biri yaşanıyor. Ülkenin orta ve doğu kesimlerini etkisi altına alan şiddetli yağışlar, geniş çaplı sellere ve toprak kaymalarına neden oldu. Resmi açıklamalara göre, felakette hayatını kaybedenlerin sayısı 47’ye yükselirken, 38 kişi ise halen kayıp olarak aranıyor.
Sivil Koruma Ulusal Koordinatörlüğü’nden (CNPC) yapılan açıklamaya göre, Veracruz, Puebla, Hidalgo, Queretaro ve San Luis Potosi eyaletleri sel felaketinden en çok etkilenen bölgeler oldu. Aşırı yağışlar nedeniyle nehirler taştı, dağlık alanlarda toprak kaymaları meydana geldi ve yerleşim yerleri sular altında kaldı.
Felaket, yaklaşık 200 binden fazla kişiyi doğrudan etkiledi ve 50 bine yakın evde hasara yol açtı. Birçok kasabada elektrik kesintileri yaşanırken, ana otoyolların kapanması nedeniyle ulaşımda ciddi aksaklıklar meydana geldi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, evlerin tamamen sular altında kaldığı ve bazı vatandaşların çatılara çıkarak yardım beklediği anlar durumun ciddiyetini gözler önüne serdi.
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, selden etkilenen Veracruz, Puebla ve Hidalgo eyaletlerinde incelemelerde bulundu. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileyen Sheinbaum, hükümetin tüm imkanlarıyla halkın yanında olduğunu ve kimsenin yalnız bırakılmayacağını belirtti. Meksika Savunma Bakanlığı, arama-kurtarma, tahliye ve temizlik çalışmaları için 5 bin 400’den fazla personeli görevlendirdi. Eyaletlerde arama kurtarma çalışmaları aralıksız devam ediyor.
Yetkililer, şiddetli yağışların önümüzdeki günlerde de devam edebileceği konusunda uyarılarda bulunarak, halkı yüksek riskli bölgelerden uzak durmaya ve güvenli alanlara geçmeye çağırdı. Meksika, bu büyük doğal afetin yaralarını sarmak için ulusal çapta bir seferberlik başlattı.
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ – Amerika Birleşik Devletleri’nde yürüyüşe çıkan bir çift ve köpekleri, üzerlerine aniden devrilen devasa bir ağacın altında kalmaktan saniyelerle kurtuldu. Güvenlik kameralarına yansıyan korku dolu anlar, izleyenleri dehşete düşürürken, çiftin ve dört ayaklı dostlarının yaşadığı mucizevi kurtuluş geniş yankı uyandırdı.
Olay, sakin bir şekilde çimenlerde yürüyüş yapan bir çift ve yanlarında gezen köpeklerinin üzerine, aniden dev bir ağacın düşmesiyle yaşandı. Görüntülerde, çiftin huzurlu yürüyüşleri devam ederken, yanlarında duran ağacın beklenmedik bir şekilde devrilmeye başlaması dikkat çekiyor. Her şey bir anda gelişti ve tonlarca ağırlığındaki ağaç doğrudan çiftin üzerine doğru gelmeye başladı.
Ağacın devrildiğini fark eden kadının panikle “Aman Tanrım!” diye bağırdığı duyuldu. Ağaç yere çarptığı sırada, devasa dallardan biri kadının hemen arkasına düşerken, diğeri ise yüzünün sadece birkaç santim önünde durdu. Kadın, iki büyük dalın arasında kalmasına rağmen mucizevi bir şekilde yara almadan kurtuldu. O anların şokunu yaşayan kadın, eliyle ağzını kapatarak donup kaldı. Çiftin köpeği ise şans eseri ağacın devrildiği alanın diğer tarafında yürüdüğü için hiçbir zarar görmedi.
Olayın ardından şoku atlatan adamın, “Az kalsın ölüyorduk!” diyerek yaşadığı dehşeti dile getirdiği duyuldu. Görüntülerde adamın da devrilen ağacı fark edip son anda eğilerek kurtulduğu açıkça görülüyor. Neyse ki bu korkunç kazada kimse fiziksel olarak yaralanmazken, olayın psikolojik etkisi büyük oldu.
Güvenlik kamerasına yansıyan bu çarpıcı görüntüler, bir felaketin bazen sadece birkaç santim veya saniyelerle nasıl önlenebildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Dev ağacın neden aniden devrildiği ve olayın ABD’nin tam olarak hangi bölgesinde meydana geldiği henüz açıklanmazken, bu olay, doğanın gücü ve insan yaşamının kırılganlığı konusunda ibret verici bir ders niteliği taşıyor.
Fort Worth, Teksas – ABD’nin Teksas eyaletine bağlı Fort Worth kentinin kuzeyinde, Pazar öğleden sonra meydana gelen korkunç bir uçak kazasında küçük bir uçak bir park alanına düşerek iki kişinin ölümüne neden oldu. Kaza sonrası çıkan yangın, park halindeki tır ve karavanlara yayılarak çevredeki bir binayı da alevler içinde bıraktı.
Yerel saatle 13.30 sularında Hicks Havaalanı yakınlarındaki North Saginaw Bulvarı’nın 12700 bloğunda bulunan endüstriyel bir bölgede gerçekleşen olayda, küçük uçak henüz belirlenemeyen bir nedenle tır ve karavanların depolandığı bir işyerinin otoparkına çakıldı. Görgü tanıklarının ifadeleri ve ortaya çıkan güvenlik kamerası görüntüleri, uçağın burun üstü çakıldığını, asfalt zeminde kaydıktan sonra park halindeki 18 tekerlekli tır ve karavanlara çarptığını ve şiddetli bir patlamayla alev topuna döndüğünü gösterdi.
Fort Worth İtfaiye Departmanı Sözcüsü Craig Trojacek, ekiplerin başlangıçta iki ayrı yangına müdahale ettiklerini düşündüklerini, ancak daha sonra bunun tek bir büyük kaza olduğunu anladıklarını belirtti. Çarpmanın etkisiyle araçlar ve yakındaki bir ticari bina da alev alırken, olay yerinden gökyüzüne yoğun siyah dumanlar yükseldi. İtfaiye ve sağlık ekipleri kısa sürede olay yerine sevk edildi ancak şiddetli alevler nedeniyle enkaz bölgesine ulaşmakta zorlandı.
Yetkililer, uçakta bulunan iki kişinin olay yerinde hayatını kaybettiğini doğruladı. Hayatını kaybedenlerin kimlikleri henüz açıklanmadı. Kaza nedeniyle US Route 287 Business yolu geçici olarak çift yönlü trafiğe kapatıldı.
Kazanın kesin nedeni Federal Havacılık İdaresi (FAA) ve Ulusal Ulaştırma Güvenliği Kurulu (NTSB) tarafından başlatılan soruşturma ile belirlenecek. Uçağın nereden kalktığı veya varış noktasının neresi olduğu hakkında henüz bir bilgi paylaşılmadı.
ABD’nin Mississippi eyaletinde 2021 yılında bir lise futbol maçı sırasında düzenlenen silahlı saldırıda dört kişi hayatını kaybederken, on iki kişi de yaralanmıştı. Olay, Leland şehrinde büyük bir şok ve üzüntü yaratmıştı.
Mississippi’de Lise Maçında Kanlı Saldırı: 4 Ölü, 12 Yaralı
LELAND, Mississippi – Amerika Birleşik Devletleri’nin Mississippi eyaletine bağlı Leland kentinde, Ağustos 2021’de düzenlenen bir lise futbol maçının ardından yaşanan silahlı saldırıda dört kişi yaşamını yitirdi, en az on iki kişi ise yaralandı. Toplumu derinden sarsan bu olay, ülkedeki okul ve toplu etkinliklerdeki silahlı şiddet tartışmalarını yeniden alevlendirmişti.
Leland Belediye Başkanı John Lee, saldırının Leland Lisesi kampüsü içinde değil, şehrin ana caddesinde, geleneksel bir mezuniyet maçı etkinliği sırasında gerçekleştiğini açıklamıştı. Maçın ardından kalabalık dağılırken meydana gelen şiddet olayında, dört yaralının durumunun ağır olduğu ve helikopterlerle çevre hastanelere sevk edildiği bildirilmişti.
Yaklaşık 3 bin 700 nüfuslu küçük bir şehir olan Leland, düşük suç oranıyla biliniyordu. Belediye Başkanı Lee, “Bu, yıllardır düzenlediğimiz bir etkinlik ve şimdiye kadar bu tür bir olay yaşanmamıştı. Herkes birbirini tanır” sözleriyle olayın şaşkınlığını dile getirmişti. Olay yerinde geniş çaplı bir soruşturma başlatılmış, ancak saldırgan veya saldırganların kimliği ve olayın kesin nedeni hakkında o dönemde detaylı bilgi verilmemişti.
Soruşturma ve Sonrası
Saldırının ardından yerel emniyet güçleri ve federal yetkililer geniş çaplı bir soruşturma yürütmüş, ancak olayın faili veya failleri hakkında kamuoyuna açıklanan güncel bir tutuklama ya da yargılama bilgisi bulunmamaktadır. Yapılan son aramalarda, bu özel Mississippi saldırısının failleri, motivasyonları veya yasal sonuçlarına ilişkin yeni ve güncel bilgilere ulaşılamamıştır. Bu tür okul saldırıları genellikle zorbalık, intikam, kişisel sorunları çözme girişimi, intihar veya dikkat çekme gibi çeşitli motivasyonlarla ilişkilendirilmektedir. ABD genelinde okul saldırılarının artışı, silahlı şiddet ve silah kontrolü politikaları üzerine siyasi tartışmaları sıkça gündeme getirmektedir.
Leland’deki bu trajik olay, Amerika Birleşik Devletleri’nde artan silahlı şiddetin ve topluluklar üzerindeki yıkıcı etkisinin acı bir örneği olarak hafızalardaki yerini korumaktadır.