Japon Tahtının Geleceği Tehlikede: Prens Hisahito’nun Omuzlarındaki Yüzyıllık Miras
Tokyo – Dünyanın en köklü monarşisi olarak kabul edilen Japonya İmparatorluk Ailesi, geleceğine dair derin endişelerle çalkalanıyor. Krizantem Tahtı’nın son erkek varisi olan Prens Hisahito’nun 6 Eylül 2025’te 19 yaşına girmesi ve reşit olma törenini gerçekleştirmesi, imparatorluk verasetindeki hassas durumu bir kez daha gündeme getirdi. Japonya’nın imparatorluk sarayında düzenlenen törenle “yetişkin bir hanedan üyesi olarak görevlerini yerine getireceğini” belirten genç prens, aslında 2600 yıllık geleneğin ve hanedanlığın devamının tek umudu konumunda.
Tahtın Tek Umudu: Prens Hisahito
İmparator Naruhito’nun yeğeni ve Veliaht Prens Fumihito’nun oğlu olan Prens Hisahito, taht sıralamasında babasından sonra ikinci sırada yer alıyor. 2006 yılında doğan Prens Hisahito, son 40 yılda imparatorluk ailesine katılan tek erkek üye olma özelliğini taşıyor. Bu durum, Japon İmparatorluk Ailesi’nin erkek soyunun devamlılığı açısından kritik bir öneme sahip. Genç prens, şu anda Tokyo yakınlarındaki Tsukuba Üniversitesi’nde biyoloji eğitimi alarak akademik hayatına devam ediyor. Ancak Hisahito’nun eğitimi de gelenekselden farklı bir yol izliyor; zira o, Japon aristokrasisinin geleneksel eğitim kurumu olan Gakushuin’e gitmeyen ilk modern imparator olacak. Prens Hisahito, 2022 yılında uzak Ogasawara adalarına yaptığı bir ziyaretle ilgili ödüllü makalesinde intihal iddialarıyla da gündeme gelmişti.
Veraset Krizi Derinleşiyor
Japonya İmparatorluk Yasası’na göre, tahta yalnızca erkek varisler çıkabiliyor. Mevcut İmparator Naruhito’nun 23 yaşında Prenses Aiko adında bir kızı olmasına rağmen, cinsiyeti nedeniyle tahta çıkması yasak. Bu katı kural, Prens Hisahito’dan sonra direkt erkek varis bulunmaması nedeniyle büyük bir veraset krizine yol açıyor. Eğer Prens Hisahito’ya bir şey olursa veya erkek çocuk sahibi olamazsa, imparatorluk ailesinin soyunun tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalınacak.
Bu durum, kamuoyunda ve siyaset arenasında imparatorluk veraset kurallarının değiştirilmesi yönündeki tartışmaları alevlendiriyor. Japonya’da yapılan anketler, halkın büyük çoğunluğunun kadınların da tahta çıkmasını desteklediğini gösteriyor. Hatta 2005 yılında hükümet tarafından hazırlanan bir rapor, “cinsiyetine bakılmaksızın en büyük çocuğun” imparator olması yönünde tavsiyede bulunmuştu. Ancak muhafazakâr çevreler, “erkek soyunun Japonya’nın temeli” olduğunu savunarak bu geleneğin korunması gerektiğini vurguluyor.
Prenseslerin Akıbeti: Mako Örneği
İmparatorluk ailesindeki kadın üyelerin durumu da veraset krizinin önemli bir parçası. Mevcut yasalara göre, halktan biriyle evlenen prensesler, kraliyet statülerini kaybediyor. Bu kuralın en çarpıcı örneklerinden biri, Prens Hisahito’nun ablası Prenses Mako oldu. İmparator Naruhito’nun yeğeni olan Mako, 2021 yılında halktan biri olan Kei Komuro ile evlenmek için kraliyet unvanından feragat etti ve geleneksel olarak verilen 1.3 milyon dolarlık ödemeyi de reddetti. Kamuoyunun yoğun incelemesi ve tepkileri sonucunda travma sonrası stres bozukluğu yaşayan Mako, eşiyle birlikte ABD’ye taşınmak zorunda kaldı. Çiftin geçtiğimiz aylarda ilk çocuklarını kucaklamasıyla birlikte hayatlarına yeni bir sayfa açtığı belirtildi.
Japonya’nın binlerce yıllık imparatorluk geleneği, Prens Hisahito’nun omuzlarında yeni bir dönemeçle karşı karşıya. Krizantem Tahtı’nın geleceği, sadece genç prensin yaşam yolculuğuna değil, aynı zamanda ülkenin anayasal ve toplumsal değerlerine dair yapılacak köklü tercihlere bağlı olacak gibi görünüyor.

