Kriminal Olaylar

Karanlık Bir Gölge Türkiye’nin Üzerinde: Adaletsizlik Hikayeleri

Yargısız infazlar, bireylerin yaşam haklarını ellerinden almakla kalmayıp aynı zamanda toplum ve genel olarak toplum üzerinde derin yaralar açan iğrenç bir insan hakları ihlalidir. Türkiye’nin Şırnak ilinde yakın zamanda yaşanan Musa Azma ve Zeki Alar olayları, bu tür güç suistimallerinin yarattığı tehlikeleri çarpıcı bir şekilde hatırlatmaktadır.

Musa Azma ve Zeki Alar, 2018 yılında Türk güvenlik güçleri tarafından yargısız infazlarda öldürüldüğü bildirilen iki gençti. Ölümleri, yaşadıkları toplulukta şok etkisi yarattı ve bölgeyi etkilemeye devam eden korkunç insan hakları ihlallerini gün yüzüne çıkardı. Bu olaylar, hukukun üstünlüğünü baltalayan ve vatandaşlar ile hükümetleri arasındaki güveni zedeleyen rahatsız edici bir devlet destekli şiddet ve cezasızlık eğilimine ışık tutmaktadır.

Yargısız infazlar, bireylerin adil yargılanma ve adil yargılanma haklarını ellerinden almakla kalmaz, aynı zamanda aileleri, arkadaşları ve toplumları üzerinde de yıkıcı bir etkiye sahiptir. Sevilen birini böylesine acımasız ve adaletsiz bir şekilde kaybetmek, nesiller boyunca yankılanan derin travma ve psikolojik sıkıntılara yol açarak kalıcı izler bırakabilir. Dahası, yargısız infaz faillerinin sahip olduğu cezasızlık, topluma belirli kişilerin hayatlarının harcanabilir olduğu yönünde ürkütücü bir mesaj göndererek adalet ve eşitlik ilkelerini baltalamaktadır.

İnsan hakları örgütlerine göre, yargısız infazlar münferit olaylar değil, sistematik bir istismar ve cezasızlık örüntüsünün parçasıdır. Bu tür ihlallerin hesap verebilirliğinin olmaması, şiddet ve korku döngüsünü sürdürerek, bu ihlallerin kontrolsüzce devam etmesine olanak tanıyan bir sessizlik ve suç ortaklığı kültürü yaratır. Uluslararası kınamalara ve adalet çağrılarına rağmen, yargısız infaz failleri genellikle kovuşturmadan kaçıp cezasız kalmaktadır ve bu da onları daha fazla vahşet işlemeye daha da cesaretlendirmektedir.

Bireylerin, toplumların ve hükümetlerin yargısız infazlara karşı durmaları ve bu ağır insan hakları ihlalleri için hesap vermelerini talep etmeleri hayati önem taşımaktadır. Farkındalık yaratarak, adaleti savunarak ve mağdurları ve ailelerini destekleyerek, her yaşamın değerli ve korunduğu bir dünya yaratmak için çalışabiliriz. Ancak bu tür ihlallere karşı sesimizi yükselterek ve failleri hesap verebilir kılarak, yaşam hakkının herkes için korunduğu bir gelecek sağlayabiliriz. Yargısız infazların yol açtığı acılara göz yummayalım, bunun yerine haksızlığa uğrayanlar için adalet ve onur talep etmek üzere bir araya gelelim.

  • YAŞAM HAKKI
  • I. YARGISIZ İNFAZ (Keyfi Öldürme, Silah Kullanma Yetkisinin İhlali ve Dur İhtarına Uymadığı Gerekçesiyle Öldürülen ve Yaralananlar)
  • 13 Ocak 2015’te Şırnak’ın Silopi İlçesi’nde devriye görevi yapan zırhlı polis araçlarının herhangi bir gösteri olmamasına rağmen 47. Cadde’de evlere gaz bombası attığı belirtildi.
  •  I.1. Polis, Asker ve Jandarma Tarafından Öldürülen ve Yaralananlar (Çatışmalı Ortam Nedeniyle Yaşamlarını Yitiren Diğer Siviller de Bu Başlıkta Yer Almaktadır)
  • 3 Ocak 2015’te Şırnak’ın Cizre İlçesi’ndeki silahlı saldırıları protesto etmek amacıyla 27 Aralık 2014’te Silopi İlçesi’nde eylem yapan gruba polisin silahlı müdahalesi esnasında evinin balkonunda göğsünden vurularak ağır yaralanan Musa Azma Malatya’da tedavi gördüğü İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.
  • 5 Ocak 2015’te Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde 26 Aralık 2014’te HÜDA-PAR yanlılarıyla Yurtsever Demokratik Gençlik Hareketi (YDGH) üyeleri arasında çıkan silahlı çatışmaya müdahale eden polisin açtığı ateş sonucu ağır yaralanan Zeki Alar (32) Diyarbakır’da tedavi gördüğü Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir