Explore ancient Roman sarcophagi with ornate carvings in Ephesus, Turkey.

Selçuk Faciası’nda Yürek Burkan Karar: 5 Çocuğunu Yangında Kaybeden Anneye Ceza Verilmedi

İzmir’in Selçuk ilçesinde geçtiğimiz yıl beş çocuğun hayatını kaybettiği yangın faciasıyla ilgili görülen dava, tüm Türkiye’nin vicdanını derinden sarsan bir kararla sonuçlandı. Torbalı Ağır Ceza Mahkemesi, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olma” suçundan yargılanan anne Sinem Melisa Akcan hakkında “ceza verilmesine yer olmadığına” hükmetti. Mahkeme, annenin yaşadığı evlat acısının en büyük ceza olduğunu belirterek, sanık hakkındaki adli kontrol tedbirlerini de kaldırdı.

Korkunç Facia: Beş Minik Can Hayatını Kaybetmişti

Olay, 11 Kasım 2024 tarihinde Selçuk Cumhuriyet Mahallesi Tavşantepe mevkiinde meydana gelmişti. Eşi Hakan Akcan’ın başka bir suçtan cezaevinde olması nedeniyle beş çocuğuna hurdacılık yaparak bakmaya çalışan anne Sinem Melisa Akcan, iddiaya göre yaşları 1 ila 5 arasında değişen çocukları Aras Bulut (1), Masal Işık (2), Aslan Miraç (3), Funda Peri (4) ve Fadime Nefes (5) Akcan’ı evde bırakarak hurda toplamaya gitmişti.

Kısa süre sonra evde ısınmak için kullanılan elektrikli sobanın devrilmesi sonucu yangın çıktı. Alevler kısa sürede evi sararken, kapısı kilitli olduğu belirtilen evde mahsur kalan beş kardeş, dumandan etkilenerek yaşamını yitirdi. Komşuların ihbarı üzerine olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın söndürülmüş, ancak talihsiz çocuklar kurtarılamamıştı.

Yargılama Süreci ve Annenin Yürek Yakan Savunması

Yangın faciasının ardından gözaltına alınan anne Sinem Melisa Akcan hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olma” suçundan 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Torbalı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuksuz yargılanan anne S.M.A. ve taraf avukatları katıldı. Cezaevinde bulunan baba H.A. ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya bağlandı.

Anne Akcan, savunmasında gözyaşları içinde, akşamları hurda toplamak için genellikle 20-25 dakika çocukları evde yalnız bıraktığını belirtti. “Eşim cezaevinde olduğu için evin geçimiyle ilgilenemedim. Çocuklarımın en büyüğü 5 yaşındaydı” diyen anne, olay günü dışarı çıkarken çocuklarının hasta olduğunu ve üşümemeleri için elektrikli sobayı tek ayarda açtığını ifade etti. “20 dakika kadar dışarıda kaldım. Hurdaları bir tüccara götürdüm. Çocuklarımın ölümünden sonra psikolojik tedavi aldım, ilaçlar kullanarak yaşamımı sürdürüyorum” sözleriyle acısını dile getiren Akcan, sobanın daha önce hiç devrilmediğini, belki de yarı uykulu olan en küçük çocuğunun sobayı devirmiş olabileceğini savundu. “Ben çocuklarımın hepsini çok seviyordum. Başlarına böyle bir şey gelmesini istemezdim. Kesinlikle kötü niyetim veya dikkatsizliğim yoktur” diyerek beraatini talep etti.

Baba Hakan Akcan da duruşmada eşinden şikayetçi olmadığını belirterek, “Eşim kötü niyetle davranmamıştır, çocuklara bakmaya, büyütmeye çalışıyordu” dedi.

Mahkemenin Gerekçesi: Evlat Acısı En Büyük Ceza

Savcılık mütalaasında anne Akcan hakkında 20 yıla kadar hapis cezası istense de, mahkeme heyeti farklı bir değerlendirme yaptı. Yapılan değerlendirmelerin ardından mahkeme, anne Sinem Melisa Akcan’ın eyleminde “bilinçli taksir” bulunmadığına karar verdi. Heyet, annenin olaydan dolayı büyük üzüntü ve acı duyduğu, evlatlarını kaybetmesinin kendisi için zaten en ağır ceza olduğu kanaatine vararak, ceza verilmesine yer olmadığına hükmetti. Bu kararla birlikte anne hakkındaki tüm adli kontrol tedbirleri de kaldırıldı.

Bu karar, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, adaletin sadece yasalara değil, aynı zamanda insani acılara da duyarlı bir şekilde tecelli ettiğini gösteren emsal bir karar olarak kayıtlara geçti. Beş minik yavrunun hayatını kaybettiği bu facianın acısı tazeliğini korurken, mahkemenin annenin feryadını ve yaşadığı dramı göz önüne alması, hukuki süreçlerin vicdani boyutunu bir kez daha gündeme getirdi.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir