A mother holding her baby, both in traditional attire, sitting indoors.

Antalya’da Dehşet Veren Görüntüler: Baba, Bebeğine Şiddet Uygulayan Anneyi Gizli Kamerayla Kaydetti

Antalya’da 1 yaşındaki kızının vücudundaki morluklar üzerine eve gizli kamera yerleştiren baba Osman Vesek, eşi İ.M.’nin çocuğuna şiddet uyguladığını gösteren şok edici görüntülerle savcılığa başvurdu.

Antalya’da ikamet eden 32 yaşındaki Osman Vesek, 1 yaşındaki kızının vücudunda belirgin morluklar fark etmesi üzerine büyük bir endişeye kapıldı. Kızının annesi İ.M.’nin çocuğa şiddet uyguladığı şüphesiyle hareket eden Vesek, evin oturma odasına gizli bir kamera yerleştirdi. Yaklaşık bir haftalık titiz bir izleme sürecinin ardından, kamera kayıtları baba Vesek’i dehşete düşüren bir gerçeği gözler önüne serdi: Eşi İ.M.’nin küçük kıza yönelik fiziksel şiddet eylemleri net bir şekilde görüntülendi.

Elde ettiği sarsıcı delillerle birlikte Antalya Adliyesi’ne giderek savcılığa suç duyurusunda bulunan Osman Vesek, eşi İ.M. hakkında derhal uzaklaştırma ve koruma kararı çıkarılmasını talep etti. Vesek’in sunduğu görüntülerde, İ.M.’nin çocuğa tokat attığı, terlikle vurduğu, ayaklarından tutarak kanepeye fırlattığı ve defalarca savurduğu anlar yer alıyor. Baba Vesek, daha önce de benzer bir olayın yaşandığını ifade ederek, kızının henüz 4 aylıkken annesi tarafından sertçe kucaktan çekilip kanepeye fırlatıldığını ve yere düşerek ağzından köpükler geldiğini belirtti. Ancak o dönemde delil yetersizliği nedeniyle herhangi bir işlem yapılamamıştı.

Olayın ardından Muratpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alınan Osman Vesek, gerekli tüm belge ve delilleri yetkililere teslim etti. Soruşturma süreci titizlikle devam ederken, baba Vesek adaletin en kısa sürede tecelli edeceğine olan inancını dile getirdi. Küçük kızın sağlık durumunun iyi olduğu ve şu anda Konya’da babaannesinin yanında olduğu öğrenildi. Vesek, kamera görüntülerinden birinde çocuğun nefesinin kesildiğinin bile görüldüğünü vurgulayarak, olası daha kötü sonuçların önüne geçildiği için şükrettiğini sözlerine ekledi.


Laboratory technician writing report with samples in a medical lab.

Matthew Perry’nin Ölümüne Yol Açan Ketamini Satan Doktora Ev Hapsi Cezası

Ünlü oyuncu Matthew Perry’nin 2023’teki ölümüne neden olan ketamini temin eden doktorlardan Mark Chavez, 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davada 8 ay ev hapsi cezası alırken, diğer doktor 30 ay hapse mahkum edildi.

Ünlü Amerikalı oyuncu Matthew Perry’nin 2023’teki zamansız ölümüne neden olan ketaminin temininde rol oynayan doktorlardan Mark Chavez, dün sona eren mahkeme sürecinde şaşırtıcı bir kararla karşı karşıya kaldı. On yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Chavez, yalnızca sekiz ay ev hapsine çarptırıldı. Bu karar, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı ve Perry’nin hayranları arasında tartışmalara yol açtı.

Mark Chavez, geçen yıl, Matthew Perry’ye ölümcül dozu sağlayan doktor Salvador Plasencia’ya yasa dışı yollarla elde ettiği ketamini sattığını itiraf etmişti. Savcılar, ketaminin Perry’ye ölümünden önceki haftalarda satıldığını, ancak doktorlardan hiçbirinin doğrudan ölümcül dozu uygulamadığını belirtmişti. Buna rağmen, her iki doktorun da ünlü oyuncunun madde bağımlılığı geçmişini ve ilacın tıbbi gözetim olmadan kullanımının tehlikelerini bildiği vurgulandı. Chavez’in avukatları, müvekkillerinin mesleki kariyerinin, mali durumunun ve kamuoyundaki itibarının zaten çöktüğünü, hatta tıp lisansını kaybederek şu an taksi şoförlüğü yaparak geçimini sağladığını dile getirerek, cezasının hafifletilmesini talep etti.

Davada adı geçen diğer doktor Salvador Plasencia ise, ketamin dağıtımıyla ilgili suçunu kabul ettikten sonra çok daha ağır bir cezaya çarptırıldı ve 30 ay hapse mahkum edildi. İki doktor arasındaki yazışmalar, davanın seyrinde kritik bir rol oynadı. Özellikle Plasencia’nın Chavez’e Perry’den ne kadar ücret alınacağı konusunda “Bu aptalın ne kadar ödeyeceğini merak ediyorum” şeklindeki mesajı, Matthew Perry’nin üvey babası Keith Morrison tarafından mahkemeye sunulan mağdur beyanında acı bir detay olarak yer aldı. Soruşturma, Matthew Perry’nin ölümüne giden süreçteki tüm detayları aydınlatmaya devam ediyor.

monastery, architecture, church, religion, historical, building, religion, building, building, building, building, building

Antalya’daki İşkence Davasında Karar: Genç Kurbanın Avukatı İstinafa Gidiyor

Antalya’da çalıştığı iş yerinde üç gün boyunca işkence gördüğünü iddia eden Vedat Kurt davasında mahkeme kararını açıkladı. Dört sanık, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza alırken, Vedat Kurt’un avukatı kararı istinafa taşıyacaklarını belirtti.

Antalya’da kamuoyunu sarsan bir olayla ilgili yargı süreci sona erdi. Çalıştığı iş yerinde üç gün süreyle işkenceye maruz kaldığını öne süren 23 yaşındaki Vedat Kurt’un davasında mahkeme, dört sanık hakkında kararını duyurdu. Yargılama sonucunda sanıklar, yağma suçundan beraat ederken, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan her biri 6 yıl 12 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca sanıklardan S.T.’ye, silahla tehdit suçundan ek olarak 3 yıl 1 ay hapis cezası verildi. Mağdur Vedat Kurt’un avukatı, kararı istinafa taşıyacaklarını açıkladı.

Olayın geçmişine bakıldığında, Vedat Kurt’un 2020 yılında Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinden çalışmak üzere Antalya’nın Kepez ilçesindeki bir sanayi sitesine geldiği belirtildi. Yaklaşık 10 ay aynı iş yerinde görev yapan Kurt, iddialara göre maaşını eksik almaya başlayınca, birikmiş 70 bin liralık alacağına karşılık iş yerindeki masadan patronuna ait 15 bin lirayı alarak İstanbul’a gitti. Ailesi aracılığıyla iş yeri sahiplerinin kendisine ulaşması üzerine, Vedat Kurt parayı iade etmek için Antalya’ya geri döndü. Kurt’un iddiasına göre, iş yerine döndüğünde A.T., O.T., S.T. ve A.A. tarafından depoya kilitlenerek sandalyeye bağlandı ve üç gün boyunca işkenceye maruz kaldı. Genç adamın dişleri kırıldığı, vücudunda kesikler oluştuğu, elleri ve kollarının bağlandığı ve hamam böceği yedirildiği öne sürüldü. Şüphelilerin bu işkence anlarını cep telefonuyla kaydettiği de belirtildi. Kurt’un kaçtıktan sonra bu görüntülere ulaşarak şikayetçi olmasıyla dava süreci başladı. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, sanık S.T.’ye ait cep telefonu ve kopya disklerde yapılan incelemede, 13-14 Ekim 2020 tarihli 19 fotoğraf ve bir video kaydının bulunduğu, bu görüntülerin konum bilgilerinin de Kurt’un çalıştığı iş yeriyle örtüştüğü tespit edildi. Raporda ayrıca videoda Kurt’a ‘Hırsızlık yaptım, uyuşturucu içtim’ gibi ifadelerin zorla söylettirildiği ve seslerin S.T.’nin WhatsApp yazışmalarındaki seslerle benzerlik gösterdiği kaydedildi.

Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına, başka bir suçtan tutuklu sanık S.T. SEGBİS aracılığıyla katılım sağlarken, diğer sanıklar A.T., O.T. ve A.A.’nın avukatları hazır bulundu. Savunmasında suçlamaları reddeden sanık S.T., önceki itirafının O.T. ve A.T.’nin yönlendirmesiyle yapıldığını, “Sen suçu üstüne al, bizim işimiz gücümüz var, sana bakarız” denildiğini iddia etti. Vedat Kurt’un fotoğraflarını kendisinin çekmiş olabileceğini ancak işkenceye katılmadığını savundu. Sanık avukatları da müvekkillerinin suçlamalarla ilgisi olmadığını belirterek beraat talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, tüm delilleri ve savunmaları değerlendirerek, sanıklar A.T., O.T., S.T. ve A.A. hakkında yağma suçundan beraat kararı verirken, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 12 ay hapis cezası verdi. Sanık S.T. hakkında ise ‘silahla tehdit’ suçundan ek olarak 3 yıl 1 ay hapis cezasına hükmedildi. Kararın istinaf yoluna açık olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı belirtildi. Duruşma sonrası açıklama yapan Vedat Kurt, yağma suçundan beraat kararının hukuka aykırı olduğunu düşündüğünü ve adaletin tecelli etmesi için kararı istinafa taşıyacaklarını ifade etti.

Close-up of a modern hospital emergency room entrance with prominent red letters.

Dr. Serdar Kıyak Elazığ Cezaevinde İntihar Etti

Samsun’da eşi Gülşah Karaman Kıyak ve bir yaşındaki oğlu Poyraz’ın ölümüne ilişkin ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan tutuklu bulunan Dr. Serdar Kıyak, Elazığ’daki cezaevinde yaşamına son verdi.

Samsun’un Bafra ilçesinde Kızılırmak Nehri’ne uçan otomobilde eşi Gülşah Karaman Kıyak (34) ve oğlu Poyraz’ın (1) hayatını kaybetmesiyle ilgili olarak ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçlamasıyla cezaevinde tutulan Dr. Serdar Kıyak, Elazığ’da tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda intihar etti. Kıyak’ın, dün akşam saatlerinde gerçekleşen intihar girişimi sonucunda yaşamını yitirdiği bildirildi.

Edinilen bilgilere göre, Dr. Serdar Kıyak, 30 Kasım Pazar günü saat 19.30 sıralarında Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda intihar teşebbüsünde bulundu. Durumu fark eden infaz koruma memurları, Kıyak’a anında müdahale ederek ilk yardımı sağladı ve sağlık ekiplerini çağırdı.

İntihar girişiminin ardından ambulansla cezaevi semt polikliniğine kaldırılan Kıyak, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili olarak detaylı bir soruşturma başlatılırken, Dr. Serdar Kıyak’ın ölümü, Samsun’daki davanın seyrini de değiştirecek önemli bir gelişme olarak kayıtlara geçti.

Low angle view of ancient cliff dwellings carved in Bamyan, Afghanistan.

Afganistan’da 13 Yaşındaki Çocuk, Ailesinin Katilini 80 Bin Kişinin Önünde İnfaz Etti

Taliban yönetiminin izin verdiği ve on binlerce kişinin izlediği Khost’taki stadyumda, 13 yaşındaki bir çocuk, ailesinden 13 kişiyi katleden mahkumu vurdu.

Afganistan’ın Khost şehrinde, on binlerce kişinin tanıklık ettiği bir stadyumda, 13 yaşındaki bir çocuk, ailesinin katilini infaz etti. Taliban yönetiminin onayıyla gerçekleşen bu olay, geniş bir kalabalık tarafından izlendi ve uluslararası insan hakları örgütlerinin sert tepkilerine neden oldu.

Yerel medyada Mangal olarak tanımlanan mahkum, çocuğun ailesinden 13 kişiyi kasten öldürmekle suçlanıyordu. Taliban Yüksek Mahkemesi, davanın birden fazla mahkeme tarafından incelendiğini ve son kararın lider Hibatullah Ahundzade tarafından onaylandığını duyurdu. Khost’taki merkezi stadyumda yaklaşık 80.000 kişinin olayı izlediği belirtilirken, Taliban yönetimi izleyicilerin kamera özellikli telefon getirmesini yasakladı. Çocuğa, katili affetme ya da kalabalık önünde infazı gerçekleştirme seçeneği sunulmuştu.

Bu korkunç olay, Taliban’ın 2021’de iktidara gelmesinden bu yana Afganistan’da gerçekleştirilen on birinci kamu infazı olarak kayıtlara geçti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Özel Raportörü Richard Bennett, kamu infazlarını ‘insanlık dışı ve uluslararası hukuka aykırı’ olarak nitelendirerek derhal durdurulması çağrısında bulundu. Geçtiğimiz ay Badgis vilayetindeki bir stadyumda hamile eşini öldüren bir adamın infaz edildiği hatırlatılırken, Taliban yönetimi infazların İslami hukuka uygun olduğunu savunuyor ve hırsızlık, zina gibi suçlar için halka açık kırbaç cezaları uygulamaya devam ediyor. Taliban’ın 1996–2001 yılları arasındaki ilk yönetimi döneminde de kamuya açık infazlar yaygın olarak spor stadyumlarında gerçekleştirilmişti.

cumalıkızık, village, bursa, cumalıkızık, bursa, bursa, bursa, bursa, bursa

Bursa’da Korkunç Olay Arkadaşını Öldürüp Sevgilisini Rehin AlDI

Bursa’da yaşanan kan dondurucu olayda, arkadaşını tabancayla öldürüp sevgilisini 8 kurşunla yaralayarak 21 gün boyunca cinsel saldırıda bulunan İlyas Sarıkaya hakkında savcılık, 1’i ağırlaştırılmış olmak üzere 2 müebbet ve 37 yıla kadar hapis cezası talep etti.

Bursa’da 2023 Haziran ayında meydana gelen akıl almaz cinayet ve cinsel saldırı davasında önemli bir gelişme yaşandı. Osmangazi ilçesi Küplüpınar Mahallesi’nde vuku bulan olayda, arkadaşı Recep Özaslan’ı tabancayla katleden ve sevgilisi Fatma O.’yu ağır yaralayarak 21 gün boyunca rehin tutarak cinsel istismarda bulunan İlyas Sarıkaya (50) hakkında savcılık mütalaasını mahkemeye sundu.

Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, İlyas Sarıkaya’nın, 2023 Haziran ayında Küplüpınar Mahallesi’ndeki evine çağırdığı arkadaşı Recep Özaslan’ı (47) uyuşturucu etkisinde olduğu iddia edilen bir halle tabancayla vurarak öldürdüğü belirtildi. Özaslan’ın cansız bedenini çarşaf ve streç filme sararak bantladıktan sonra saklayan Sarıkaya’nın, aynı olayda sevgilisi Fatma O.’yu (45) da 8 kurşunla yaraladığı ortaya çıktı. Yaralı kadını eczaneden aldığı sargı bezi ve ilaçlarla pansuman yaparak hayatta tutan Sarıkaya’nın, 21 gün boyunca Fatma O.’ya cinsel saldırıda bulunduğu ve bu süre zarfında Alzheimer hastası annesi A.S. ile birlikte aynı evde yaşadığı kaydedildi. Komşuların cesetten yayılan koku nedeniyle yaptığı ihbar üzerine eve gelen polisleri, silah zoruyla Fatma O.’yu pencereye çıkartıp ‘sorun yok’ dedirterek geri gönderdiği de dava dosyasında yer aldı.

Dehşet verici olay, Fatma O.’nun 12 Temmuz’da, Sarıkaya’nın sehpa üzerinde unuttuğu telefondan annesine attığı ‘Odada ceset var. Telefon dinleniyor. Bana 8 el ateş etti. Yaralıyım. Polisi görürse önce beni öldürecek. Onu parayla kandırıp, evden çıkartın. Sonra da beni alın’ mesajıyla gün yüzüne çıktı. Annesinin ihbarı üzerine harekete geçen ekipler, parayı almaya gelen İlyas Sarıkaya’yı silah çekmesine rağmen etkisiz hale getirerek yakaladı. Eve giren polisler, ağır yaralı Fatma O. ve çürümeye başlayan Recep Özaslan’ın cesediyle karşılaştı. Mahkemedeki savunmasında Fatma O. ile rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini iddia eden Sarıkaya hakkında savcılık, ‘Kasten öldürme’, ‘Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmeye teşebbüs’, ‘Beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye cinsel saldırı’, ‘Zincirleme cinsel saldırı’, ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ‘Ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından 1 kez ağırlaştırılmış müebbet, 1 kez müebbet ve 37 yıla kadar hapis cezası talep etti. Sanık avukatı Sadaret Yücehan Balkır’ın ek süre talebi üzerine mahkeme heyeti, Sarıkaya’nın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Front view of Antalya Courthouse showcasing its Gothic windows and classical architecture in Antalya, Turkey.

Konyaaltı’ndaki Baba Cinayetine Korkunç Karar

8 Kasım 2025 Gündem

Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde, Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden emekli 65 yaşındaki Süleyman Akyol’u tartışma sonrası bıçaklayarak öldüren oğlu Oğuzhan Akyol (27) hakkında mahkeme kararını verdi. Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Oğuzhan Akyol’u “yakın akrabayı kasten öldürme” suçundan indirimsiz ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Olayın Gelişimi ve Kan Donduran Detaylar

Korkunç olay, 18 Mart 2025 tarihinde Konyaaltı ilçesi Hurma Mahallesi’ndeki 5 katlı bir apartmanın 4. katında meydana geldi. Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Sekreterliği kadrosundan emekli Süleyman Akyol, oğlu Oğuzhan Akyol ile daha önce yaşadığı bir tartışma nedeniyle Şubat ayında evden ayrılmıştı.

Olay günü, 18 Mart sabahı saat 08.30 sıralarında eve gelen Oğuzhan Akyol, üvey kardeşi Buğrahan Akyol’a babasının nerede olduğunu sordu. Babasının evde olduğunu öğrenince apartmandan çıkarak beklemeye başladı. İşe gitmek için evden çıkan Buğrahan Akyol’un babasını telefonla arayarak “Baba, Oğuzhan’ı eve alma” diye uyardığı öğrenildi.

Bu görüşmenin ardından evden çıkan Süleyman Akyol, oğlu Oğuzhan Akyol ile bir süre dışarıda konuştuktan sonra birlikte eve döndüler. Saat 11.00 sıralarında baba ve oğul arasında başlayan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Tartışmanın şiddetlenmesi üzerine Oğuzhan Akyol, mutfaktan aldığı bıçakla babası Süleyman Akyol’u boyun ve sırt bölgesinden 5 yerinden bıçakladı. Süleyman Akyol kanlar içinde yere yığılırken, Oğuzhan Akyol olay yerinden kaçtı.

Eve döndüğünde babasını kanlar içinde bulan Buğrahan Akyol’un ihbarı üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yapılan kontrolde Süleyman Akyol’un hayatını kaybettiği belirlendi.

Yakalanışı ve Savunması

Olayın ardından kaçan Oğuzhan Akyol, polis ekiplerinin başlattığı çalışma sonucunda kısa süre sonra Öğretmenevleri Mahallesi’nde uyuşturucu madde kullanırken yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki ifadesinde Oğuzhan Akyol, babasıyla arasında çocukluktan itibaren taciz iddialarına dayanan tartışmalar olduğunu öne sürdü. Ancak cinayeti kendisinin işlemediğini, sadece kavga ettiklerini ve evden çıktığını iddia etti. Ayrıca, adli tıp raporlarında “uyuşturucu bağımlısı” olarak nitelendirilmesine rağmen uyuşturucu kullanmadığını savundu.

Mahkemeden İndirimsiz Ağırlaştırılmış Müebbet

Aylar süren yargılama sonucunda, Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında tutuklu sanık Oğuzhan Akyol, ‘Kasten öldürme’ suçlamasıyla hakim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti, sanığın babası Süleyman Akyol’a yönelik eyleminden dolayı “yakın akrabayı öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Heyet, sanığın olaydan pişmanlık duymamasını göz önünde bulundurarak cezada herhangi bir indirim uygulamadı. Oğuzhan Akyol’un tahliye talebi de reddedildi. Bu karar, aile içi şiddetin trajik sonuçlarını bir kez daha gözler önüne serdi. 

landscape, nature, port, boats, people, buildings, darling, clouds, colorful, sea

Robert De Niro’nun Torunu Leandro’nun Ölümünde Zehirli Hap Şebekesine Büyük Darbe!

2023 Gündem Arşiv

Hollywood’un efsanevi ismi Robert De Niro’yu yasa boğan torunu Leandro De Niro Rodriguez’in trajik ölümünün üzerinden iki yıl geçerken, olaya ilişkin soruşturmada önemli gelişmeler yaşandı. Zehirli fentanil içerikli sahte ilaçları gençlere pazarlayan büyük bir uyuşturucu şebekesine operasyon düzenlendi ve beş kişi gözaltına alındı. Bu yeni tutuklamalar, ailenin adalet arayışında önemli bir adım olarak görülüyor.

Trajik Ölüm ve Ailenin Yası

2023 yılının Temmuz ayında, 19 yaşındaki Leandro De Niro Rodriguez, New York’taki Manhattan dairesinde ölü bulunmuştu. Yapılan otopsi sonucunda, genç adamın kazara aşırı dozda uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybettiği belirlendi. Ölümüne, fentanil başta olmak üzere ketamin, kokain ve çeşitli yatıştırıcı maddelerin ölümcül birleşimi yol açmıştı. Leandro’nun annesi Drena De Niro, sosyal medya üzerinden yaptığı yürek burkan açıklamada, oğluna fentanil katkılı hap satanların bilerek bu suçu işlediğini belirtmişti. Bu açıklama, kamuoyunda sahte ilaçların tehlikesine yönelik büyük bir farkındalık yaratmıştı. Usta oyuncu Robert De Niro da torununun kaybıyla “derin bir üzüntü” yaşadığını ifade etmiş ve ailesinin yasını tutarken mahremiyet istemişti. De Niro ayrıca böyle bir şeyin asla yaşanacağını düşünmediğini de dile getirmişti.

“Percocet Prensesi” ve İlk Tutuklama

Leandro’nun ölümünün hemen ardından, 20 yaşındaki Sofia Haley Marks isimli bir kadın, federal narkotik suçlamalarıyla tutuklanmıştı. “Percocet Prensesi” lakabıyla tanınan Marks’ın, Leandro’ya fentanil içeren sahte oksikodon ve Xanax hapları sattığı iddia edilmişti. Marks’ın tutuklanması, soruşturmanın ilk önemli adımı olmuştu.

Zehirli Şebekeye Büyük Operasyon: Beş Yeni Tutuklama

Ancak soruşturma Marks ile sınırlı kalmadı. Leandro’nun ölümünden iki yıl sonra, Ekim 2025’te, New York ve Long Island’da gençlere sosyal medya üzerinden fentanil katkılı sahte reçeteli haplar satan bir uyuşturucu dağıtım ağının çökertildiği duyuruldu. Grant McIver, Bruce Epperson, Eddie Barreto, John Nicolas ve Roy Nicolas adlı beş şüpheli, ölümle sonuçlanan kontrollü madde dağıtımı komplosuyla suçlanarak gözaltına alındı. Yetkililer, bu şüphelilerin sosyal medyayı kullanarak gençlere binlerce sahte sakinleştirici hap dağıttığını iddia ediyor. Bu şebekenin sadece Leandro’nun değil, aralarında Blondie grubunun kurucularından Chris Stein’ın kızı Akira Stein’ın da bulunduğu üç başka gencin ölümünden de sorumlu olduğu belirtildi. Şüphelilerin suçlu bulunmaları halinde en az 20 yıldan müebbet hapse kadar cezalarla karşı karşıya kalabileceği öğrenildi.

Fentanil Tehdidi: Toplumsal Bir Yaraya Dönüşen Bağımlılık

Leandro De Niro Rodriguez’in ölümü, ABD’yi kasıp kavuran fentanil krizinin acı bir örneği oldu. Fentanil, morfinden 50 ila 100 kat, eroinden ise 50 kat daha güçlü sentetik bir opioid olarak biliniyor ve genellikle kullanıcıların haberi olmadan diğer uyuşturuculara veya sahte haplara karıştırılıyor. Bu durum, kazara aşırı doz ölümlerinin artmasına neden oluyor ve özellikle gençler arasında önde gelen ölüm nedenlerinden biri haline gelmiş durumda. Leandro’nun annesi Drena De Niro, bu tehlikeli maddeye karşı farkındalık yaratmak ve kurbanlara destek olmak amacıyla “The Leandro De Niro Rodríguez Foundation” adlı kar amacı gütmeyen bir vakıf kurdu.

Bu son tutuklamalar, adaletin tecelli etmesi yolunda atılan önemli adımlar olsa da, Robert De Niro ailesinin yaşadığı derin acı ve fentanil salgınının toplumsal etkileri uzun süre hissedilmeye devam edecek. 

Explore the architectural beauty and intricate design of a historic mosque interior in Mardin, Turkey.

Kayseri Cami Cinayetinde İlk Duruşma: Sanık ‘Öldürdüğümü Kabul Ediyorum’ Dedi, Ağırlaştırılmış Müebbet İstemiyle Yargılanıyor

Kayseri’de geçtiğimiz Temmuz ayında husumetli olduğu komşusu Şevki Tanrıkulu’nu (63) camide namaz kılarken bıçaklayarak öldüren Yasin Şanlı’nın (32) yargılanmasına başlandı. İlk duruşmada suçunu kabul eden Yasin Şanlı, “Öldürdüğümü kabul ediyorum. Beraatimi ve tahliyemi istemiyorum” diyerek şaşırtıcı bir savunma yaptı. Sanık hakkında ‘tasarlayarak ve canavarca hisle öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Kayseri – Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde cami cemaatini dehşete düşüren cinayetin yankıları, cinayet zanlısı Yasin Şanlı’nın (32) ilk kez hakim karşısına çıkmasıyla yeniden gündeme geldi. Sami Ramazanoğlu Camisi’nde yaşanan ve tüm Türkiye’yi sarsan olayda, komşusu Şevki Tanrıkulu’nu (63) namaz kılarken defalarca bıçaklayarak hayatına son veren Yasin Şanlı’nın duruşması, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Dehşet Veren Olayın Arka Planı
Olay, 19 Temmuz 2025 tarihinde ikindi namazı sırasında Melikgazi ilçesi Selçuklu Mahallesi’ndeki Sami Ramazanoğlu Camisi’nde meydana gelmişti. İddiaya göre, Yasin Şanlı ile komşusu Şevki Tanrıkulu arasında uzun süredir park yeri nedeniyle süregelen bir husumet bulunuyordu. Ancak duruşmada ortaya çıkan detaylar, husumetin daha derinlere indiğini gösterdi. Sanık Yasin Şanlı, maktulün kendilerine yönelik “bebek katilleri” şeklinde hakaret ettiğini, bunun kız kardeşinin 2023 yılının Kasım ayında dünyaya getirdiği bebeğini çöp konteynerine atma olayına dayandığını öne sürdü.

Cinayet günü, Yasin Şanlı’nın, tartışmanın ardından ikindi namazını kılmak için camiye giden Şevki Tanrıkulu’nu takip ettiği belirlendi. Yanında getirdiği bıçakla camiye giren Şanlı, namaz kılan Tanrıkulu’nun secdede olduğu sırada arkasından gelerek boğazını kesmiş ve vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklamıştı. Olay anı güvenlik kameralarına da yansımış, görüntülerin cemaati ayırmasına rağmen Yasin Şanlı’nın yeniden saldırdığı görülmüştü. Şevki Tanrıkulu, aldığı bıçak darbeleriyle olay yerinde hayatını kaybetmiş, Yasin Şanlı ise suç aleti bıçakla birlikte polise teslim olmuştu.

İlk Duruşmada Şok İfadeler
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Yasin Şanlı hakkında “tasarlayarak ve canavarca hisle öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Davanın ilk duruşması 30 Ekim 2025 tarihinde gerçekleşti.

Duruşmada savunma yapan Yasin Şanlı, suçunu kabul ettiğini belirterek, “Öldürdüğümü kabul ediyorum. Onun hayattan kopmasından pişmanım. Onun ocağı batmış, benim ocağım batmış, nasıl beraatimi isteyeyim? Beraatimi ve tahliyemi istemiyorum. Keşke bunlar yaşanmasaydı” ifadelerini kullandı. Şanlı, olayın öncesinde Şevki Tanrıkulu’nun kendilerine sürekli hakaret ve küfür ettiğini, özellikle “bebek katilleri” sözünün kendisini çileden çıkardığını ileri sürdü. Olay günü evine giderken Şevki Tanrıkulu’nun eşini balkonda gördüğünü ve ona “Şimdi git kocanın leşini topla” dediğini de itiraf etti.

Sanık, olay anını tam olarak hatırlamadığını, “gözünün döndüğünü” iddia etse de, Tanrıkulu’nu bıçaklarken “Hadi şimdi de küfretsene, tehdit etsene” dediğini hatırladığını belirtti. Şevki Tanrıkulu’nun eşi ise cinayetten Yasin Şanlı’nın annesini sorumlu tutarak yaşananlara tepki gösterdi.

Hayatını kaybeden Şevki Tanrıkulu’nun ise yaklaşık 30 yıl önce tek çocuğu olan Mehmet’i 12 yaşındayken bir bahçe duvarının üzerine devrilmesi sonucu kaybettiği öğrenildi.

Dava, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi ve tanıkların dinlenmesi için ileri bir tarihe ertelendi. Kayseri kamuoyu, camide işlenen bu vahşi cinayetin adalet önünde nasıl bir sonuçla neticeleneceğini merakla bekliyor.

Anne Tinerle Zehirlediği 2 Yaşındaki Oğlunu Kaybetti: İstanbul Esenler’de Trajik Olay

İstanbul, Esenler’de yaşanan kan dondurucu olayda, 23 yaşındaki Dilek Çiçek, iki yaşındaki oğlu Yunus Emre Çiçek’i biberonuna tiner koyarak zehirledi. Yaklaşık 50 gün süren yaşam mücadelesinin ardından minik Yunus Emre, 14 Kasım 2024 tarihinde hayatını kaybetti. Anne Dilek Çiçek tutuklanarak cezaevine gönderilirken, babanın adli kontrol şartıyla serbest bırakılması dikkat çekti.

Korkunç Olayın Detayları ve Yaşanan Dram

Olay, 29 Eylül 2024 tarihinde İstanbul Esenler’de meydana geldi. İddialara göre, 23 yaşındaki Dilek Çiçek, evlilik dışı dünyaya gelen iki yaşındaki oğlu Yunus Emre Çiçek’in biberonuna tiner (ve bazı kaynaklara göre çamaşır suyu) koyarak içirdi. Minik bebek, tineri içtikten sonra fenalaşınca hastaneye kaldırıldı.

Yaklaşık iki ay boyunca yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Yunus Emre bebek, kimyasal zehirlenme nedeniyle iç organlarının erimesi sonucu 14 Kasım’da hayatını kaybetti. Bebeğin cenazesi, Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsinin ardından Kilyos Mezarlığı’na defnedildi.

Anne İtiraf Etti, Baba Serbest Kaldı

Olayın ardından polis ekipleri, anne Dilek Çiçek ve baba Yılmaz E.’yi gözaltına aldı. Emniyette yapılan sorguda, anne Dilek Çiçek, bebeğini kendisinin zehirlediğini itiraf etti. Annenin ifadesine göre, 46 yaşındaki Yılmaz E. ile evlilik dışı birlikteliğinden dünyaya gelen çocuğuna babasının sahip çıkmaması ve yaşadığı bunalım nedeniyle bu korkunç olayı gerçekleştirdiğini belirtti.

Dilek Çiçek’in, bebeği babanın nüfusuna aldırmak için Kırıkkale’den İstanbul’a geldiği, ancak babanın bebeği kabul etmemesi üzerine bunalıma girdiği öğrenildi. Olay günü, anne Dilek Çiçek’in bir parkta otururken bebeğinin biberonuna tiner koyduğu ve içirdiği belirtildi.

Adliyeye sevk edilen anne Dilek Çiçek, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Baba Yılmaz E. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Baba Yılmaz E., savcılıktaki ifadesinde “Dilek çocuğumuzu zehirleyerek öldürdüğünü itiraf etti” dedi.

Bu trajik olay, kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, evlilik dışı ilişkilerden doğan çocukların yaşadığı mağduriyetleri ve annenin içine düştüğü derin bunalımın sonuçlarını bir kez daha gözler önüne serdi.